ARAŞTIRMA DOSYASI /// PROF. DR. ANIL ÇEÇEN : SİYASAL BASKI ORTAMINDA BİLİM OLMAZ

SİYASAL BASKI ORTAMINDA BİLİM OLMAZ

Prof. Dr. Anıl Çeçen

S-1- Son günlerde üniversitelerde başlatılan olaylara ne diyorsunuz ?

C-1-Türkiye Cumhuriyeti son derece kritik bir dönemden geçerken ülkenin bir çok yerinde beklenmeyen gelişmeler ortaya çıkmakta ve bu gibi olaylar ülkede gerginliğin tırmanmasına yardımcı olmaktadır . Üniversitelerde ülkenin bilim merkezleri ve zinde güçleri olarak bu gibi olaylardan fazlasıyla etkilenmekte ve yara almaktadır .Türkiye’nin tam ortasında yer aldığı merkezi alanda bazı emperyal projeleri olan güç merkezleri bölge ülkeleri ile birlikte Türkiye’yi de karıştırarak ülkede haksız yere gerilimlere yol açmaktadırlar . Üniversitelere sıçrayan olayları böylesine genel bir çizgide gelişen olayların yansıması olarak görmek mümkündür .

S-2- Daha önceki dönemlerde de benzeri olaylar görüldü mü ?

C-2- Osmanlı devletinin son dönemlerinden başlayarak ortaya çıkan üniversite olaylarının Cumhuriyet devrinde de hemen hemen her dönemin koşullarına uygun olarak gündeme geldiği görülmektedir . Cumhuriyetin kuruluş yıllarında geçmişten gelen tutucu kadroların devre dışı bırakıldıkları görülmüştür .Çağdaş bir bilimin Türkiye’de gelişmesine engel olan eski kadrolardan arınırken , Türk üniversiteleri batı uygarlığı düzeyinde bir bilimsel ortama yavaş yavaş kavuşmaya başlamıştır . Her ülke diğer devletlerle bilimsel yarışa kalkıştığı zaman önce üniversitelerine çeki düzen verdiği için , Türkiye’de kurulmuş olan çağdaş cumhuriyet rejimi de önceliği çağdaş bir üniversiteye vermek istemiştir .

S-3-Cumhuriyetin sonraki dönemlerinde üniversiteler ne gibi bir konuma sahip olmuştur ?

C-3-Cumhuriyetin kuruluş dönemi sonrasında ülkede yeni bir sınıf olarak milli burjuvazi gelişirken .bu durumun üniversitelere de yansımaları olmuş ve milli burjuvazinin zihniyetine uygun kadrolar üniversitelerde işbaşına getirilmeye çalışılmıştır . Milli burjuvazi gelişip palazlandıkça kendi zihniyetine uygun tutucu kadroların üniversitelerde köşe başı tutmasına destek sağlamış , gerçek anlamda halktan ve haktan yana olan kadrolara bu yüksek eğitim kurumlarında yer verilmek istenmemiştir . Devleti kuran kadroların ailevi uzantılarının üniversitelerde devreye girdikleri ve bu doğrultuda yeni bir yapılanmanın tamamlanmaya çalışıldığı görülmüştür .

S-4-Ara rejimlerde ve askeri dönemlerde üniversitelerde neler olmuştur ?

C-4- Batı kapitalizminin çıkarları doğrultusunda Türkiye cumhuriyeti de bir sömürge devletine dönüştürülmek istenmi ş ve bu doğrultuda bilim merkezleri olarak üniversitelerde batı hegemonyasının kontrolü altına alınmaya çalışılmıştır . Bu doğrultuda batı yanlısı ve işbirlikçisi kadrolar zamanla üniversitelerde egemen olurken , halktan ve haktan yana tarafsız bilim kadrolarının üniversite sürecinin dışında bırakılmaya çalışıldığı görülmüştür . Bütün ara rejimler ya da askeri dönemler ülkeye tam anlamında egemen olmak için üniversiteleri üzerinde baskı uygulayarak bu bil im merkezlerini ya kontrol altına almak ya da susturmak istemiştir . Bunun en açık örneği 27 Mayıs sonrasında ortaya çıkan 147’ ler olayıdır .Gerçek anlamda bilim adamı olmaya çalışan , yazıları ve konuşmaları ile toplumu uyaran , haksız gelişmelere karşı çıkan , dışa bağımlılık çıkmazına karşı bilinçli biçimde direnen ülkenin önde gelen sosyal bilimcileri üniversitelerden atılarak , yirminci yüzyılın tam ortalarında Türk üniversiteleri susturulmak istenmiştir . İkinci dünya savaşı sonrası dönemde batı emperyalizmi merkezi coğrafyaya gelerek yerleşirken , Türk kamuoyundan gelen karşı sesleri susturabilmek için üniversiteleri suskunluğa mahkum etmişlerdir . Neyseki yapılan yanlışlık hemen anlaşılmış ve mahkeme kararları ile atılan öğretim üyeleri yeniden görevlerinin başına dönmüşlerdir .

S-5- 12 Mart ve I2 Eylül dönemleri bu açıdan ne gibi gelişmelere sahne olmuştur . ?

C-5- Her iki askeri dönem , bilim adamlarının üniversitelerden atılmasıyla sonuçlanmıştır . Gene eskisi gibi konuşan ve yazan bilim adamları hedef alınırken , ülkenin suskunluğa mahkum edilmesi amaçlanmıştır . Emperyalizme karşı çıkan, ulusalcı ve cumhuriyetçi bilim adamları her iki askeri dönemde üniversitelerdeki görevlerinden alınarak pasifize edilmeye çalışılmıştır.Bilimin getirdiği gerçeklik açıklamasından rahatsız olan dışa bağımlı siyasal kadrolar hem bilime hem de bilim adamlarına karşı üniversiteler üzerinden baskı kurmaya çalışmışlardır . Çağdaş cumhuriyet rejiminin temel dayanağı olan bilimi , devletimizin kurucusu Atatürk esas almış ve hayatta en gerçek yol gösterici olarak bilimi bir çıkış noktası ya da hedef olarak Türk ulusuna göstermiştir . Böylesine bilimsel bir tavır ile Misakı Milli sınırları içerisinde çağdaş dünyanın onurlu bir üyesi olarak Türkiye Cumhuriyeti devleti gerçeklik kazanmıştır . Askeri rejimlerdeki üniversite temizlikleri Türk devletini kurucu önder Atatürk’ün bilimsel yolundan uzaklaştıramamış , görevlerinden haksız yere uzaklaştırılan bilim adamları Türk yargısının bağımsız tavrı ile yeniden eski fakültelerine dönerek görevlerini yerine getirmeye çalışmışlardır .

S-6-Akademik kadroların tasfiyesi bir ülke için ne anlama gelmektedir ?

C-6-Kısaca, akademik kadroların tasfiye edilmesi bir ülkenin geleceğini karartmaktır . Bilimsel merkezler olan üniversitelere siyasal müdahalelerin başlaması ,üniversite öğretim üyelerinin işlerinden kovulmaları , bilimsel potansiyelin hocalar üzerinden boşluğa sürüklenmesi tam anlamıyla bir ülkenin geleceğinin karanlıklara sürüklenmesidir . Dünyanın en gelişmiş ülkeleri , üniversitelerin yanı sıra bilimsel araştırma merkezleri ,düşünce kuruluşları , bilim vadileri kurarak birbirleriyle kalkınma ve gelişme yarışlarına kalkışırken , Türkiye’nin bilimsel kadrolarının siyasal baskılara maruz bırakılmaları ülke açısından hiç bir biçimde savunulacak bir durum değildir . İnsanlık bugünkü gelişmişlik düzeyine gelirken , cehaleti yenerek , bilimsel devrimler yolu ile medeniyeti kurarak çağdaş dünya düzeninin kurulmasına giden yolu açmıştır . Avrupa kıtası beş asır dünyayı yönetirken , Amerika Birleşik Devletleri yirminci yüzyılda dünyaya egemen olurken , her zaman bilimi esas alarak hareket etmişlerdir . Modern dünyanın yaratılmasında bilim , gelişmiş batılı ülkeler tarafından esas temel olarak ele alınırken ,bilimsel düzen sahibi batılı ülkeler bütün dünyaya egemen olmuşlardır .Batı orta çağ karanlığını bilimden aldığı güçle geride bırakırken , bilimsel devrimler yolundan giderek çağdaş uygarlığın yaratıcısı olmuştur .

S-7-Türkiye bugün geldiği aşamada bilimsel düzey açısından hangi durumdadır ?

C-7-Türkiye Cumhuriyeti devleti , cumhuriyet devrimi ile çağdaş bir devlet olarak dünya haritasında ortaya çıkarken batılı büyük devletler ile mücadele etmeyi ve uygarlık dünyasında hak ettiği düzeye gelmeyi ana hedef olarak benimsemiştir . Ne var ki , özellikle sosyal ve siyasal bilimler alanında bazı batılı bilim merkezleri emperyalist bir tutum izleyerek ,Türk toplumunun bilinçlenmesini önleyici ve Türkiye’yi kurucu önderliğin çizmiş olduğu rotadan saptırmayı öne çıkaran gelişmeleri desteklemişlerdir . Bu gibi durumlarda ,kavramlar bilinçli bir biçimde karıştırılarak insanlarda kafa karışıklığı yaratılmış ve Türk toplumunun bilimsel gelişmeler alanından yeterince yararlanması gelişmiş ülkelerin emperyalist tutumları yüzünden bir türlü tam olarak gerçekleşememiştir .

S-8-İçinde bulunduğumuz dönemin sorunları bilimsel alana nasıl yansımıştır . ?

C-8-Dünyanın iki kutuplu bir yapılanmaya sahip olduğu aşamada ,bir tarafta kapitalist batı bloku öbür tarafta sosyalist doğu bloku varken , bu iki kutbun tam ortasında Almanya’nın Frankfurt kentinde bir Eleştirel okul kurulmuştur . Dünya tarihinde yer alan Frankfurt okulu her zaman eleştirel okul olarak tanımlanmıştır .Bu okuldan çıkan filozoflar ve bilim adamları sayesinde , sosyalist dünya eleştirel bir bakış açısı ile yeniden yapılanmanın arayışı içine girmiştir . Batı blokunda ise , eleştirel okul daha da ileri giderek modernizmden postmodernizme geçişin öncülüğünü yapmıştır . Yeni dünya düzeni arayışlarında Frankfurt eleştirel okulu , hem geçmişin topluca eleştirisini gündeme getirmiş hem de bu tartışmaların ötesine giderek iki kutuplu dünyadan çok daha farklı bir yeni dünya düzenine yönelişin ana merkezi olarak öne çıkmıştır . Eleştirel düşüncelerin eskinin düzeltilmesinde yeninin yapılanmasında son derece yararlı bir hareket alanı yarattığı , Frankfurt düşünce okulunun öncülüğü sayesinde ortaya çıkmıştır .

S-9- Türkiye’de bilimsel gelişme için ne yapılması gerekmektedir ?

C-9- Bilimsel gelişmelerde çok gerilerde kalan Türkiye Cumhuriyetinin geçmişten gelen bilimsel devrimler yolundan ilerleyebilmesi için , devletimizin kurucusu büyük önder Atatürk’ün Türk halkına açıkladığı gibi bilimsel alanı , üniversiteler ve fakülteleri her türlü dış baskı ve siyasal müdahalelerden uzak tutmak gerekmektedir . Üniversite sayısı ikiyüzü bulmuşken , ve özel üniversiteler her bölgede açılırken , artık bilimsel gelişmenin önünün kesilmemesi gerekmektedir . Bu doğrultuda özellikle siyasal ve sosyal bilimler öğretimi yapılan fakültelerin dokunulmazlığının korunması gerekmektedir .Bilimsel özgürlük olmadan hiçbir bilim dalında gelişme sağlanması mümkün değildir .

S-10- Son gelişmeleri bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz .?

C-10-Üniversiteden 12 Eylül ara rejiminde atılmış eski bir öğretim üyesi olarak , üniversitenin rahat bırakılması gerektiği kanaatındayım . Siyasal merkezler üniversitelere müdahale etmekten vazgeçmelidirler . Öğretim üyeleri de , böylesine hassas aşamalarda , siyasal gelişmelerin etkisiyle taraf tutarak hareket etmemelidirler . Öğretim üyeleri bilimsel çalışmaları tam bir açıklık ve serbestlik içinde yürütebilmelidir . Bazı ülkelerin ya da bölgelerin jeopolitik gelişmeler sürecinde öne çıkmasını siyasal merkezler kendi çıkarları doğrultusunda kullanırken , üniversiteleri ya da bilim adamlarını kendi senaryolarına alet etmemelidirler . Modernizm ve postmodernizm çatışmalarının yaşandığı güncel konjonktürde herkes olaylara ve gelişmelere bilimin getirdiği geniş perspektif açısından bakabilmelidir . Bilim savaşların değil barışların gerçekleştirilmesinde aracı olmalıdır . En gerçek yol göstericinin bilim olduğunu hiçbir zaman unutmamamız gerekmektedir .Bilimsel bakış açısının getirdiği objektiflik ile kendi sübjektif yaklaşımlarımızın getirdiği çatışmaların üzerine çıkabilmeliyiz .

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s