MK ULTRA PROJESİ : ÇAĞIMIZIN EN KORKUNÇ PROJESİ – “ZİHİN KONTROLÜ”

K ULTR Bugün “Özel Dosya Haber” bölümümüzde yıllardır bir efsane olarak dilden dile dolaşan “ZİHİN KONTROLÜ” konusunu irdeleyeceğiz…

Zihin kontrolü acaba gerçekten mümkün mü ?Mançurya Kobayı deneyinden geçirilen insanlar uzaktan kumanda ile kontrol edilebilir hale mi getirildi ? Uzaktan kontrol ve zihin kontrolü psikolojik savaşın bir parçası mı? Bu deneylere maruz kaldığı iddia edilen ünlüler kimler ?

Tüm bu soruların cevapları “ZİHİN KONTROLÜ ” isimli dosyamızda…

ZİHİN KONTROLÜNÜN KISA TARİHÇESİ…

Bu alanda yapılan çalışmaların tarihçesinin Hitler Almanya’sına kadar uzandığı tahmin edilse de konu ile ilgili tahminden öteye geçen ilk “somut” ipuçları savaştan yaklaşık 25 yıl sonra ortaya çıktı.

“Zihin Kontrolü” alanındaki gelişmelerin ilk ipuçları, 1969 yılında Dr. Delgado`nun yayınladığı “Beynin fiziksel kontrolü-psiko-medeni bir topluma doğru” adlı kitapta veriliyor.

Bu arada 16 Temmuz 1977 yılında New York Times gazetesinde akıllara durgunluk veren bir haber yayınlanıyor. Haberde, “ABD insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor” başlığı kullanılıyor ve konu ile ilgili bilgiler veriliyor.

Bu haberin ardından yayınlanan “Beyin Kontrol Harekatı” isimli kitapta, hipnoz tekniğinden, elektronik olarak beynin uyarılmasına kadar birçok konuda bilgiler yer alıyordu.

Bu kitabın ardından yine ABD İstihbarat Servisi’nde üst düzey yetkililer arasında yer alan ve bu araştırmaların başındaki isim olduğu iddia edilen Lyn Buchanan, yayınladığı ” 7.His” kitabında, Amerikan askerlerine psişik tekniklerin kullanılması ile ilgili bilgiler verdi.

ZİHİN KONTROLÜ TÜRLERİ…

Zihin kontrolü genel olarak 2’ye ayrılır. Birincisi toplumsal zihin kontrolü,2.si ise bireysel zihin kontrolü.

Toplumsal zihin kontrolü bir toplumu istenilen doğrultuya yöneltmek, toplumun distorasyona uğratarak çökertmek ve hedef olarak belirlenen toplumu belirlenmiş amaçlar doğrultusuna çekebilmek amacı ile tüm toplum üzerinde uygulanmaktadır.

Tarihteki en iyi örneği olarak ise Hitler’in hitabet sanatı ve çeşitli teknikleri sentezleyerek tüm Alman halkını arkasına katarak koca bir ülkeyi gözü kapalı biçimde 2. Dünya Savaşı’na sürükleyebilmesi gösterilmektedir.

Bireysel zihin kontrolü ise bir insanın belli bir ortamda elektrofizyolojisini ve kimyasını etkileyerek kişiliğini ve davranışlarını istenilen şekilde yeniden şekillendirmek şeklinde özetlenebilir.

Öte yandan pek çok istihbarat servisi ve istihbarat servisleri adına çalışan bilim adamları bireysel zihin kontrolünü daha etkin biçimde sağlayabilmek adına yıllarca çeşitli kimyasalları da en etkin biçimde kullanmışlardır.

Bu kimyasallar arasında LSD,nörotransmitterleri* çok sistematik biçimde değiştiren halisünojenler, amfetaminler bulunmaktadır.

Amfetaminlerin 2. Dünya Savaşı yıllarında Hitler tarafından Alman ordusunda bilinçli şekilde kullandırılarak, Alman ordusunun hız kabiliyetinin ciddi seviyede arttırıldığı bilinmektedir.

Örneğin esrar, sodyum pentotal gibi pek çok madde bireysel zihin kontrolü için kullanılmıştır. Esrar(THC) etkisindeyken bilinç dışına ait pek çok bastırılmış imaj ve motifle ortaya çıkar.

Bunların yanı sıra güçlü halüsinojenler olarak LSD,MDA,STP, Meskalin, PCP, İbogain algılanmakta olan her şeyin distorasyona uğramasına neden olur, renklerin, seslerin yahut bilinç dışından gelen her türlü düşüncenin değişmesine neden olur.

Bu kimyasal ve ilaçlar ile insanları bir kült içerisinde transa sokmak ve istenilen amaç doğrultusunda yönlendirmek/kullanmak mümkündür.

BEYİN YIKAMA VE İDEOLOJİ KONTROLÜNDE HANGİ TEKNİKLER KULLANILIR?

1-Telkin ve telkine yatkınlık. Gerek hipnoz, gerekse tekrarlayan ritüeller uygulanır. Hemen hemen tüm tarikat ve kültler bu teknikleri kullanır.

2-Mevcut tüm psikolojik akardengeyi yıkma. Var olan inanç ve bilinç yapısı sarsılır ve kişi kendi oluşturduğu psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakılarak, yeni travma ve telkinlere açık hale gelir.

3-Egoyu zayıflatma

4-Cinsellik. Pek çok tarikat ve kült libidonun üst sınırlarda kullanımı ile bir çeşit ödüllendirme mekanizmasını harekete geçirir. Bu esnada bazı ilaçların haz alıcı etkiyi artırmaktaki etkilerinden de yararlanılır.

5-Gizemcilik ve üstün güçlere ulaşma. Bu yöntem özellikle tüm okült tarikatların başvurduğu bir tekniktir.

6-Kimyasal maddeler ile beynin normal akardengesinin (hemostasi) yıkılarak yepyeni bir yapının kurulması ve bu yeni yapının kontrol altına alınması.

MANÇURYA KOBAYLARI”

Mançurya Kobayı” kendi iradesi dışında bir takım ilaçlar, beyin yıkama seansları ve hipnozun etkisi ile başkalarının istediği eylemleri gerçekleştirenlere verilen genel addır.

Mançurya Kobayı kavramı ile ifade edilen projede hedef her istenileni sorgulamadan yerine getirecek, robotlaştırılmış insanlar yaratabilmektir.

Bu projenin kod adının ise MK-ULTRA olduğu bilinmekte.

MK ULTRA PROJESİ İLE İLGİLİ GİZLİ BELGE-1

Projenin mimarı eski CIA Başkanlarından Ailen DULLES bu konu ile ilgili yaptığı bir konuşmasında şu çarpıcı ifadelere yer vermişti:

“Hedef insanların zihnindeki savaşı kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. İkinci cephe ise bireylerin beyinlerinde kazanılacaktır. Hedef, beyin yıkamak, ideoloji değiştirmek ve gerektiğinde bir çokMançurya Kobayı yetiştirebilmektir”

ZİHİN KONTROLÜ VAK’ALARI…

Tabii Mançurya Kobayı konusu çok çarpıcı bir konu olmakla birlikte zihin kontrolü operasyonlarına maruz kaldığı öne sürülen çarpıcı isimler de var…

Bunların başında ölümüüzerindeki sır perdesi hala aralanamayan efsanevi sinema aktristi Marilyn Monroe bulunuyor. İddialar; Monroe’nun bildiği sırlar nedeni ile bir zihin kontrolü operasyonu sonucu öldürüldüğü yönünde.

Yine efsanevi ABD Başkanı J.F.Kennedy’e suikast düzenleyerek öldüren Lee Harvey Oswald’ın da bir zihin kontrolü operasyonuna maruz kaldığı ve konuşmasının engellenerek öldürüldüğü düşünülmektedir.

Ünlü manken CindyJones’un yıllarca CIA tarafından oluşturulan bir çift kişilik ile yaşamaya mahkum edildiği iddia edilmekte. “The Control of CindyJons” isimli kitapta yazılanlara göre ünlü manken CIA’de Mors Allen’ın projesi kapsamında hipnoz seansları ile Mançurya Kobayı seanslarına tabi tutuldu ve çoğul kişilikle yaşatıldı.

Bir diğer çarpıcı iddia ise Kennedy ailesinden Robert F. Kennedy’nin katili olan Sirhan Bishira Sirhan’ın da zihin kontrolü operasyonu sonucu ortadan kaldırıldığı şeklinde. Zira Sirhan olaydan hemen sonra konuşmadan ve hiç iz bırakılmadan öldürüldü.

JimJones’ın kurduğu Halkın Tapınağı kültünün 910 üyesi 1978 yılında topluca intihar etti. Bu olayın da bir zihin kontrolü operasyonu olduğu tezi oldukça güçlüdür. Yoksa akli ve mantıki hiçbir açıklama 910 kişinin birden siyanür ile kendisini zehirleyerek intiharını açıklayamaz.

JİM JONES-HALKIN TAPINAĞI KÜLTÜ TARİKATI LİDERİ

1981 yılında öldürülen John Lennon’un katili Mark David Chapman’ın bir ruh hastası olmasının yanı sıra bir MK-ULTURA projesi kurbanı olduğu iddiaları ortaya atıldı ve bunun aksi de halen ispatlanmış değil.

Mark David Chapman, Lennon’u öldürdükten sonra mahkemede verdiği ifadesinde şu çarpıcı ifadeleri kullanıyordu:

“… Kanımda hiçbir duygu yoktu. Hiçbir öfke yoktu. Hiçbir şey yoktu. Beynimde ölü bir sessizlik hakimdi.Ölüm, soğuk sessizlik,kalıp yürüyene kadar devam etti. O bana baktı. Beni geçerek ilerledi. Ve sonra kafamda onu duydum. O bana tekrar ve tekrar “onu yap,onuyap,onu yap” diye emir verdi”

BİR MK-ULTRA PROJESİ KOBAYININ KENDİ AĞZINDAN YAŞADIKLARI…

Mark Philips ve CathyO’Brien tarafından yazılan “Baykuş İmparatorluğu (TranceFormation in America): Bir CIA Zihin Kontrolü Kölesinin Gerçek Yaşam Öyküsü” adlı kitapta CathyO’Brien kendi ağzından yaşadıklarını anlatmaktadır:

“…MK – ULTRA projesi psikolojik travmayı ve çeşitli teknikleri kullanan bir zihin kontrolü projesiydi. Zihin kontrolü altında, kendi özgür irademi, düşüncelerimi denetleme yeteneğimi kaybettim. Ne soru sormayı, ne çıkarsama yapmayı, ne de bilinçli olarak kavramayı becerebiliyordum; sadece bana söylenilenleri yapıyordum.

…Katılmak zorunda kaldığım pornografi, daha fazla şiddetlenerek, sado-mazoşizmin işkencelerine (S&M) dönüşmüştü. Fiziksel ve/veya psikolojik travmalar; uyku, yemek ve su mahrumiyeti; yüksek voltajlı elektrik şoku; ve belirli hafıza bölümlerinin/kişiliklerinin hipnotik ve /veya diğer yöntemlerle programlanması bu projede uygulandı. Projede pek çok halüsinojen ve uyarıcı madde üzerimde denendi.

…Seks tacirim bütün programlama sürecimi izliyor, kırbacı ve çakısıyla sürekli bana işkence yapıyordu. ‘Eğer birisine gidip, olanları anlatsan bile, hiç kimse senin gibi birisiyle işim olacağını düşünmez, bu yüzden kaçacak hiçbir yerin yok’ diyordu. Beni sık sık ‘atılabilir’ olmamla tehdit ediyordu, çünkü ne de olsa, ‘ilk başkan modeli olan Marilyn Monroe bütün insanların gözü önünde öldürülmüş ve hiç kimse ne olduğunu anlamamıştı.’

…Birçok ünlü politikacıya, ajana ve daha birçok kişiye fahişelik yapmaya zorlandım. Onlara daha iyi hizmet verebilmek için birçok seks filmi çekildi. Ayrıca uyuşturucu kuryeliğinde beni kullandılar. Kendimde uyuşturucu kullanmak zorunda kaldım. Satanist ritüellere katılmak zorunda kaldım. Bohem Kulübü’nde üçgen şeklinde bir cam fanusa, içlerinde yılanların da olduğu eğitilmiş hayvanlarla birlikte defalarca kapatılmıştım.”

ZİHİN KONTROLÜ ASKERİ LİTERATÜRE GİRDİ

Yer yüzünde gerçekleştirilen en gizli ve en tehlikeli projelerden birisi olarak kabul edilen zihin kontrolü projesi askeri literatüre TELEGRAM adı ile girdi.

Askeri literatürde uluslararası alanda ÖLDÜRÜCÜ OLMAYAN (Non-lethal) “ELEKTROMANYTİK SİLAHLAR” arasında yerini alan TELEGRAM, literatürde hem bu silahı hem de silahın etki alanını ifade etmekte.

Uygulanan TELEGRAM yönteminde göz ve kulak gibi asli duyular “by-pass” edilirken, DOĞRUDAN BEYNE normal yahut anormal görüntü ve sesler naklediliyor ve bu vücudun istenilen bölgelerine beyin yolu ile acı verme metodu ile destekleniyor.

Böylece “Hedef kişi”nin iradesi kırılarak zihni kontrol altına alınıyor. Uygulama ana hatları ile bu şekilde hayata geçirilirken bu zihin kontrolü saldırısına maruz kalan kişilerde aşağıdaki belirtiler baş gösteriyor:

1. Bir sebebi olmadığı hâlde, kulaklarda sürekli çınlama.

2. Fizikî ve ruhî bir sebeb yok iken, elektrik çarpmasına benzer bir duyguyla âniden uykudan uyanma.

3. Uyarıcı bir madde kullanılmadığı hâlde, gece yatarken uzun süre güçlü bir uyanıklık hâli hissetme.

4. Vücutta, özellikle kol ve bacaklarda iğne batmasına benzer acı ve yanmalar.

5. Vücutta, özellikle kol, bacak ve parmaklarda âni kramplar ve sık sık kas atmasına benzer titremelerin olması.

6. Vücutta, özellikle yüz ve kasıklarda şiddetli kaşıntılar.

7. Dinlenme hâlinde olunduğu hâlde, ânikalb çarpıntısı ve stres duygusu.

8. Bilinir bir sebeb yokken vücut sıcaklığında âni yükselme ve âni terleme hâli.

9. Yorgun olunmadığı hâlde, vücuda âni bir yorgunluk ve hâlsizliğin çökmesi.

10.Baş ve vücudun çeşitli bölgelerinde âniden başlayan ve âniden biten ağrılar.

11.Kafada tansiyon yüksekliğine benzeyen bir şişkinlik ve saç derisinde yanma hissi.

12.Aşırı unutkanlık; düşünülen bir şeyin zihinden âniden silindiği veya düşüncelerin aktığı hissi.

13.Cinsî organda titremeler ve sebebsizereksiyon veya orgazm.

14.Sebebsiz olarak, aşırı heyecanlanma, sinirlenme, üzüntü, ümitsizlik gibi duygular, sıradan olaylara aşırı tepkiler verme.

15.Gözler kapatıldığında, hattâ açıkken, gözün önünde üç buudlu resimler canlanması.

16.Şuursuz olarak sürekli zihinde birşeyleri tekrarlama.

17.Kafa içinde nereden geldiği belli olmayan ses veya gürültüler duyma.

18.Görülen ve duyulan herşeyin sanki birileri tarafından izlendiği ve zihnin okunduğu duygusuna kapılma.

19.Bulunulan herhangi bir yerde, sık sık, cisimlerin ısı değişimlerinde çıkardığı seslere benzeyen çıtlama sesleri duyma.

20.Kol saati ve benzeri şahsî cihazlarda bulunan pillerin, normal ömürlerinden daha kısa bir sürede bitmesi.

21.Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları.

22.Duyulan sesin yönü, şiddeti ve muhtevâsının değişmesi

23.Göz kapaklarının denetlenerek, konuşmanın bozulması.

24.Zahmetli işler sırasında omuzlar ve kollar zorlanarak kazalara sebeb olma. Bir şey yaparken dirseklerin dürtüklenmesi ve işe engel olma. Bacaklarda ağrı ve gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı sertleşme.

25.Ayağın zor ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarmalar.

26.Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar.

27.El hareketlerinin kontrol edilmesi.

28.Düşüncelerin okunması yahud dışarıdan düşünce nakledilmesi.

29.Rüyaların kontrol ve manipüle edilmesi.

30.Hareket eden hayalî görüntüler görülmesi.

31.Göz kapaklarının sürekli açık tutturulması.

32.Sürekli kulak çınlaması.

33.Çene ve dişlerin sebep yokken titremesi.

34.Sindirim sistemi ile alâkalı olarak, bağırsak hareketlerinin kontrol altına alınması.

ZİHİN KONTROLÜNÜ ÜZERİNE GİDENLERİN ŞÜPHELİ ÖLÜMLERİ…

“TELEGRAM Çalışmaları”nın içinde bulunan bazı bilim adamları yahud uygulayıcıların yanısıra, dünyada bu meseleyi kurcalayan kimi araştırmacı-yazarların şüphe uyandıran ölümleri de bir başka muamma…

Ölümü en fazla spekülasyon konusu olmuş isimlerin başında, 1999’da genç denecek yaşta hayatını kaybeden ve Mind Control – World Control, Black HelicoptersoverAmerica, TheOctopus: SecretGovernmentandtheDeath of Danny Casolaro (Kenn Thomas’la birlikte yazdı), Türkçeye de Nokta Yayınevi çevrilen Amerikan Derin Devleti ve Beyin Yıkama Operasyonları, CIA’den Medyaya Kitlelerin Kontrolü gibi kitapların yazarı JimKeith geliyor.

EN ÖNEMLİ ZİHİN KONTROLÜ PROJELERİ…

ABD’deki “Zihin Kontrolü” araştırma ve uygulamaları, geçmişten bugüne çeşitli kod isimler verilerek yürütülmüştür. Bunlardan öne çıkan bazıları, CHATTER, BLUEBIRD, ARTICHOKE, MK ULTRA, MK SEARCH ve MK DELTA’dır.

ABD’deki zihin kontrolü deneyleri, bu süreçte tüm ülkeyi sarmış olmasına karşılık, yıllarca büyük bir gizlilikle yapılır. Olan bitenden habersiz insanların, küçük çocukların, bedenen hasta olanların yanısıra, akıl hastalarının, cezaevlerindeki tutuklu ve mahkumların, hattâ ordudaki askerlerin bu deneylerde kullanıldığı yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Öyle ki, deneyler sırasında ölümlerin meydana geldiği; kalıcı fizikî rahatsızlıklar yaşayanlar yanında, birçok “kobay”ın psikolojik dengesini kaybettiği ve bazılarının intihara kalkıştığı bugün artık kesin olarak biliniyor.

ABD’deki projelerin ilklerinden CHATTER (Gevezelik) Projesi, Sovyetler’in casus veya esirleri itiraf ettirmek için kullandıkları ilaçların “başarısına” karşılık olarak geliştirilmişti. Araştırma, casusların sorguları sırasında kullanılabilecek ilaçların belirlenmesi ve denenmesi üzerine odaklanmıştı. CHATTER Projesi, 1953 yılında resmen sonlandırıldı.

Çalışmalarını insan davranışlarını kontrol yönünde genişletmek isteyen CIA, teşkilatın başı AllenDulles’in onayıyla 1950 yılında BLUEBIRD (Mavi Kuş) Projesi’ne başladı. Bu programın hedefleri şöyle sıralanıyordu:

1. Personelden izinsiz bilgi sızdırılmasını önleyecek bir metod geliştirmek.

2. Özel sorgulama teknikleri yoluyla ferdin kontrol edilmesinin mümkün olup olmadığının araştırılması.

3. Hafıza geliştirme usullerinin araştırılması.

4. CIA personelinin düşman kontrolüne geçmesini önlemek için savunma teknikleri geliştirmek.

BLUEBIRD Projesi’nin kod adı, 1951 Ağustos’unda ARTICHOKE (Enginar) Projesi olarak değiştirildi. Bu projenin hedefi de hipnoz ve çeşitli kimyevî maddelerin kullanımı yoluyla sorgulama tekniklerinin araştırılmasıydı. Bu program da 1956’da noktalandı.

Ancak, ARTICHOKE Projesi’nin durdurulmasından üç yıl kadar önce, yâni 13 Nisan 1953’te, o dönem CIA Başkan Yardımcısı olan Richard Helms’in teklifleri doğrultusunda, MKULTRA Projesi başlatılır. MK harflerinin, “Mind Kontrolle” (Zihin Kontrolü; “kontrolle” kelimesi İngilizce “control”ün Almanca karşılığı) kelimelerinin kısaltması olduğu düşünülüyor.

MKULTRA Projesi çerçevesinde insan davranışlarını kontrol etmek amacıyla başvurulan araç, metod ve ilmî disiplinler arasında radyasyon, elektroşok, hipnoz, başta LSD olmak üzere çeşitli kimyevî maddeler, askerî araç gereçler, işkence âletleri ile psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimler vardı. MKULTRA’nın yurtdışı için geliştirilen versiyonuna da MKDELTA adı verilmişti.

1970’lerin başında UTAH EYALET HAPİSHÂNESİ Gunnion Tesisleri ve Devlet Hastahânesi’nde yaşanan elektromanyetik dalgalarla taciz, beyin kontrolü vak’aları mahkemelere taşınmışsa da, -tahmin edileceği üzere- bir netice alınamamıştır.

BİLİM ADAMLARI NE DİYOR ?

Son olarak “Zihin kontrolü” yahut askeri literatüre giren adı ile TELEGRAM hakkında Türk bilim adamları ne diyor, isterseniz bir de ona bakalım…

Bu konuda Türkiye’de çok fazla konuşan bilim adamı olmasa da konu ile ciddi anlamda ilgilenerek bu konu ile ilgili toplumu aydınlatmak noktasında elinden geleni yapmaya çalışan nadir akademisyenlerimiz de yok değil…

Bunlardan bir tanesi Boğaziçi Üniversitesi Elktrik-Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Selim Şeker…

Prof.Dr. Selim Şeker kendisine sorulan “Zihihin kontrolü mümkün mü ?” sorusuna hem çok net hem de oldukça ayrıntılı biçimde yanıt veriyor.Prof.Dr. Şeker’in verdiği “Elbette. Bu çok pahalı bir teknoloji. Bütün kalkınmış ülkeler, insanları kontrol etmek amacıyla bu alanda araştırma ve denemeler yapıyorlar. Özellikle ABD, Rusya ve Çin gibi dünyada hâkimiyet sürmek isteyen ülkeler bu tür çalışmalar yapıyor. “Cep Tehlikesi” kitabının 9. bölümünü bu konuya ayırdım. Arzu edenler kitabta ayrıntılı bilgileri bulabilirler.

ABD idare etmek ve istediğini yaptırtmak istediği ülkenin başbakanının beynine müdahale ederek, kendi ajanı olarak kullanabilir. Zaten bu tür denemeler uzun yıllardır yapılıyor. Amaç, insanları ve ekonomiyi kontrol altına almak. Bundan sonraki savaşlar da böyle olacak” cevabı aslında pek çok şeyi ortaya açıkça koyuyor.

TELEGRAM konusunda işin başka bir boyutuna İnönü Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta değinen Cahit Karakuş ise bakın neler söylüyor:

“Elektromanyetik dalgalar ile önümüzdeki 20 yılda Dünya’nın geleceği belirlenebilecektir.Elektromanyetik silahların enerjisi için Toryuma ihtiyaç duyulmaktadır. Bu enerji kaynağının büyük bölümü ülkemizde mevcuttur. Dünya rezervinin 2/5’i Türkiye’dedir. En önemlisi ise bunun da büyük bir kısmı Malatya’da bulunmaktadır. Bu çerçevede özellikle akademisyenlerimize önemli görevler düşmektedir. Bu teknoloji hakkında araştırma ve geliştirme projelerine önem verilmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum.”

* NÖROTRANSMİTTER: Beyinde nöron adı verilen sinir hücreleri arasındaki biyoelektriksel iletimi sağlayabilen mekanizma; bu mekanizma sayesinde beyinde farklı yerlerde farklı özelliklere sahip nöronlar birbirleri ile nörontransmitterler aracılığı ile iletişim kurarak, duygu,düşünce,bilinç, his, zeka, uyanıklık, yaratıcılık gibi fonksiyonları belirlerler)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s