BİLİM DOSYASI : CENNET VE CEHENNEM KAVRAMLARINA BİLİMSEL VE ATEİSTÇE YAKLAŞIMLAR

Boyutlar, Cennet ve Cehennem

Bir nokta 0 boyutludur. Boyutsuzdur.

İki noktayı birleştiren çizgi bir boyutludur. Boyu olan bir şekildir.

Eni ve boyu olan şekil iki boyutludur.

En, boy ve yüksekliğe sahip bir nesne ise üç boyutludur.

Bir cismin bize göre var olabilmesi için dördüncü boyutta sahip olması gerekir. Burada dördüncü boyut zamandır. Sadece en, boy ve yüksekliğe sahip bir cisim hiç var olmamış demektir. Çünkü sürekliliği yoktur. Bir cismin gözümüzün önüne bir an gelip, sonra yok olduğunu düşünün, demek ki zaman boyutundan yoksun bir cisim, bize göre basitçe yoktur.

Deneysel olarak zamanın önemi şöyle kavranabilir; süper hızlarda yolculuk yapan uzay gemilerinin içindeki atom saatleri dünyaya döndüğünde mutlaka farklılık gösterir.

Demek ki zaman ve mekân (üç boyut) yaşantımızın temel öğeleridir ve ancak bize göre varlığımızın olmaz ise olmazıdır.

Bize göre diyoruz çünkü başka bir boyuttan dünyamıza bakışın nasıl olacağını bilmiyoruz. Hatta iki boyutta yaşayan biri varsa bizim içinde bulunduğumuz dünyayı kavraması imkânsızdır diyenler var.

Boyut sayısını dokuz hatta on ikiye çıkaranlar var ama bugüne kadar dört boyut dışında boyut olduğunu kesin kabul edilebilir bir delil yâda ispat getiren olmadı. Şimdilik dört boyutlu uzayımız çerçevesinde düşünelim.

Sadece üç boyutlu ortamda olduğumuzu, zaman kavramının olmadığını düşünelim. Sadece bir heykel oluruz ve sonsuza kadar heykel olarak kalırız. Çünkü zaman durmuştur. Buna “tekillik” denir. Stephan Hawking’in tanımına göre: zaman-mekân bükülümünüm sonsuz, olduğu bir zaman-mekân noktasıdır.

Aslında yaşayan bizler zaman denilen suyun içinde yüzen canlılarız. Yüzmeyi bıraktığımızda, (bilimsel olarak söylersek) zamanı dalgalandırmadığımız zaman aslında yokuz.

Bu kadar anlatım şimdilik yeter.

Boyutlar arası geçiş mümkün mü?

Boyutlar arası geçişin ancak karadelik olay ufkunda test edilebileceğini ileri sürülüyordu. Olay ufku karadeliğin ışığın bile kaçamayacağı muazzam (kısaca sonsuz) çekim gücünden uzayımızın zaman-mekân döngüsünün kesiştiği bölgedir. Tuzsuz bir göl ile tuzlu denizin kesiştiği sınır gibi. İşte bu bölgede dönen uzay gemisi içinde nasıl yaşanacağı konusunda onlarca teori üretilmiştir. Bu durum boyut değişimidir. Olanları fark edebileceğimizi yani zaman boyutunu en son kaybedeceğimiz için iki boyutlu ortamda yaşamaya devam edeceğimizi söyleyenler olduğu gibi, zamanın geminin hızlı dönüşü ile anlamsız olacağını ama hala üç boyutumuzu koruyacağımızı söyleyenlerde vardır.

Ama tüm bilim adamları yeryüzünde boyut değişiminin deneyinin yapılamayacağını söylerler. Çünkü uzay-zamanı büken bir karadeliğin yeryüzünde olamayacağını dolayısı ile deneyin yapılamayacağını söylediler.

Fakat bu deney yapıldı!

Uzay ve zaman değişmeden yeryüzünde üç boyutlu bir cisim iki boyutlu hale getirildi. Sonra tekrar üç boyutlu haline kendiliğinden döndü.

Çin Hanedanı’nı kurarak kendini imparator ilan eden Qin Shi Huang, öldükten sonra MÖ. 210 yılında tamamlanan mezarında bulunan 8000 asker, 520 atıyla birlikte 130 savaş arabası, 150 süvari atının üzerindeki Çin morunun yapısını inceleyen bilim adamları Çin moru boyasının bir pigmentini Amerika’daki süper mıknatısı altında (15 Tesla) elektron mikroskobu ile içine baktı.

Önce dalgalanan üç boyutlu pigment, Tesla gücü arttırıldığında dalgalı halinden düzlem haline yani bir anda iki boyutlu madde haline geldi. Mıknatıs kapatıldı ve pigment eski 3 boyutlu haline geri döndü. İki yâda üç boyutlu halinde bile aynı rengini korumuştu. Yani atomları çevresinde elektronlar dönüyor ve üç veya iki boyut halinde bile zaman boyutunu kaybetmemişti. (1)

Biraz daha dini kavramlar konusunda bildiklerimizi uzay, zaman, boyut ve boyut değişimi konusunda düşünelim.

Melekler, sonsuz yaşama sahiptir ve bedenleri nurdandır. Nur, İslâmî terminolojide ateşin zıddı olan ruhani ışıktır. Işık uzay zaman içinde hiçbir şekilde yok olmayacağı için ölümsüzdür. Bu kavramlar içinde (varsayım olarak doğru ise) melekler iki boyutludur.

Cinler, sonlu bir yaşama sahiptir ve ateşten (2) yaratılmışlardır. Ateş, herhangi bir maddenin yanabilirliği kimyasal bileşime ve fiziksel duruma bağlıdır. Oksijen kaynağı hava ise, herhangi bir yanıcı gazın molekülleri hava içine girer ve havadaki oksijen moleküllerine temas eder. Tutuşma sıcaklığına erişince de bu gaz yanar ve ateş oluşur. O halde cinler kimyasal yâda hava gibi oksijene ihtiyaç duymaktadırlar. Ama yanan gaz yâda ateş gibi düşünüldüğünde cinlerde (varsayım olarak doğru ise) iki boyutludur. Meleklerden farklı olarak oksijen veya kimyasal bileşime ihtiyaç duyduklarından sonsuz (ölümsüz) değillerdir. Kur’an-ı Kerim ayetlerine göre biz insanlar ile birlikte aynı ortamda yaşamaktadır.(3)

İnsanoğlu ise çamurdan (4) cennette yaratılmıştır. Çamur “üç boyutlu” olup, insan melek ve cinlerden farklı olarak iki değil, üç boyutlu yaratılmıştır.

Cinler, insan yaratılmadan önce dünyamıza hâkim idiler. Dünyaya Adem soyu yönetici-halife olarak getirildiğinde, cinlerden bir kısmı (şeytan) isyan etti ve cennetten atıldı.

Dünyaya düşen 200 melek çamur ile bulandı, bize insan şeklininde göründüler. Bu inanış bile cinlerin iki boyuttan üç boyutlu hale gelmek için insan gibi (3 boyutlu) çamura ihtiyaç duymaları düşüncelerimizi dini inançlar ile doğrulamaktadır.

Tüm bu anlatımlardan aşağıdaki şema ortaya çıkıyor:

Cennet ve cehennem 3 boyutlu olmasına rağmen zaman boyutu, mekânın içinde değil çevresindedir. Tevrat’ta şöyle bir pusuk vardır: Yaratılış 3: 24 “Ve Adam’ı kovdu ve hayat ağacını korumak için, Aden (cennet) bahçesinin şarkına (doğusuna) Kerubileri (koruyucu melekleri) ve her tarafa dönen kılıcın alevini koydu.” Bu pusukta bahsedilen “dönen kılıcın alevi” tabiri zaman boyutudur. Zaman boyutu Aden içinde değil çevresindedir. İçinde olsa idi cennete (veya cehenneme) giden insanların orada temelli (sonsuz) kalması mümkün olmayacaktır. (5)-(6)

Cinler ve melekler yoktur, olsa idi görürdük diyenler olabilir. Bilim adamları ne demişti? üç boyutlu ortamda yaşayan, iki boyutlu ortamı göremez.

Birde şöyle denebilir. Görülmeyen her şey yok mudur? “Görüyorum o halde varım” teorisi çoktan bilimin çöplüğüne atılmadı mı?

Doğrusunu Allah bilir.

Dip Not:
(1) https://www.youtube.com/watch?v=8UJOcsCHyIQ
(2) Hicr Suresi: “27. Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık”
(3) Ahkâf Suresi: “29. “Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince 30. birbirlerine, “Susun!” dediler. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.”
(4) Rahman Suresi: 14. “Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.”
(5) Muhammed Suresi: 15. “ateşte temelli kalacak olan”, Fetih Suresi: 5. “içinde temelli kalacakları cennetlere koyması”
(6) Râd Suresi : 5. “İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” Bu ayette Allah’a şirk koşanların ebedi kalacakları cehenneme, boyunlarında demir halkalar ile atılacağı yazılıdır. Buradaki demir halkaları anlamı hakkında düşünmek lazımdır. Zira bu demir halkaların sayesinde cehennem ebedi kalınan yer ise demir halkaların önemi daha da artmaktadır.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s