KÖRFEZ DOSYASI : ABD – İran Arasında Yeni Bir Kriz Mi Başlıyor ?

GTY-tillerson-02-as-170411_12x5_1600.jpg

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, İran’ı Orta Doğu’da Amerikan çıkarlarını hedef almakla ve provokasyonla suçladı. "İran kontrol altına alınmazsa Kuzey Kore’nin izinden gidebilir" diyen Tillerson, buna karşılık bir önceki Başkan Barack Obama döneminde Tahran’la imzalanan nükleer anlaşmaya tarafların uyduğunu söyledi. ABD Başkanı Donald Trump, İran nükleer anlaşmasının gözden geçirilmesi için Beyaz Saray ekibine talimat vermişti.

Tillerson, ABD Kongresi’ne gönderdiği mektupta, Beyaz Saray’ın sadece 2015’te imzalanan anlaşmanın gidişatının değil, İran’ın Orta Doğu politikasının da inceleneceğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı, Tahran yönetiminin Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen’de, ABD çıkarları aleyhinde faaliyetler yürüttüğünü de öne sürdü ve "Nükleer anlaşma hedefine ulaşamıyor" dedi. Tillerson mektubunda, "Kapsamlı bir İran politikası, ülkenin yarattığı tüm tehditlere karşı tedbir alınmasını gerektiriyor" ifadelerini kullandı. Trump yönetiminin İran politikasını baştan aşağıya elden geçirmesi bekleniyor Ancak bunun 2015’te imzalanan nükleer anlaşmayı etkilemesi ise beklenmiyor. Fakat Dışişleri Bakanı Tillerson, neredeyse anlaşmanın artık bir anlamının kalmadığını ima etmesine karşın işe yaradığını da kabul etmiş görünüyor. Tillerson Kongre’ye yazdığı mektupta Tahran yönetiminin anlaşma gereğince üzerine düşenleri yerine getirdiğini söyledi. Yani İran yaptırımların kademeli olarak kalkması için nükleer programını dizginlemeye devam ediyor.

hqdefault.jpg

ABD ve İran arasındaki nükleer krizi ve ilişkilerdeki son gelişmeleri, İran Uzmanı Arif Keskin TÜRKSAM Haber Analiz için değerlendirdi.

“Trump zaten seçim döneminde İran nükleer anlaşmasının çok kötü bir anlaşma olduğunu söylüyordu ve işlerinden birinin nükleer anlaşmayı gözden geçirmek olduğunu belirtiyordu. Ancak bu nükleer anlaşmayı gözden geçirmek Trump açısından o kadar da kolay değil gibi duruyor. Çünkü hem Amerika’nın devlet ve bürokrasisi içerisinde nükleer anlaşmaya yönelik ciddi bir destek söz konusu. Bununla birlikte bu nükleer anlaşma sadece ABD ile yapılmış bir anlaşma değil aynı zamanda BM ile yapılmış bir anlaşmadır. Bunun bir tarafında Avrupa, Rusya ve Çin vardır. Avrupa, Rusya ve Çin kesinlikle nükleer anlaşmanın gözden geçirilmesini istemiyorlar. Özellikle Avrupalılar bu konuda çok daha ciddiler. Yani Trump’ın İran nükleer anlaşmasını gözden geçirmeye çalışması Avrupa ve Amerika’yı İran konusunda ihtilafa sokacağı çok açık. Bu da tabii ki, Trump’ın İran’a yönelik temel siyasetiyle çelişecektir. Ancak buna rağmen Trump bu kararında ısrar ediyor ama ABD’ye bakıldığında çelişkili bir durum söz konusudur.

“Trump Kararlı”

Birkaç gün önce bu nükleer anlaşmaya yönelik askıya alınmış ambargo kararlarının altını Trump imzaladı. Trump İran’a yönelik ambargoların askıya alınmasını kabul etti. Bunu Obama da imzalamıştı. Aslında bu bir anlamda da nükleer anlaşmaya olan desteği diğer taraftan yine ABD’den bir açıklama geldi: “İran bütün yükümlülüğünü yerine getirmiştir” denildi. Buna rağmen bunlarla paralel olarak Trump’ın yeniden nükleer anlaşmayı gözden geçireceğini söylüyor. Bu bir anlamda da; bunu yaparsa İran konusunda Rusya, Çin ve Avrupa ile yeni bir gerginliğe gireceği çok açık. Bu o kadar kolay bir süreç değil. Bunu yeniden BM’den geçirmesi kolay gözükmüyor, hatta Avrupalıları bile ikna etmesi kolay gözükmüyor. Buna rağmen Trump kararlı.

“Obama Dönemi Kapandı”

Şunu hepimiz biliyoruz; Trump öncelikli dış politika sorununun İran olduğunu söylüyor ve İran sorununu çözmek istiyor. Trump Obama’dan çok daha farklı. Yani Suriye’de yaptığı o küçük askeri operasyon da bir şekilde İran’a yönelik bir mesajdır. Yani Obama’dan farklı olarak Trump İran’a karşı daha sert durabiliyor. Yine Obama’dan farklı olarak Trump’ın kişiliği ve karakteri öngörülebilir bir karakter değil, devlet tecrübesi yok, devlet geleneğine fazla uymuyor. Bütün bunlara bakıldığında Trump’ın bütün bu özellikleri İran açısında bir tehlike arz ediyor. Yani İran Obama’ya davrandığı gibi Trump’a davranamaz; sonuç çok daha farklı olur. Bu nedenden dolayı dikkat ederseniz Trump iktidara geldikten sonra İran yetkilileri daha dikkatli bir dil kullanıyorlar. Obama dönemindeki o saldırgan dil yok. İran, ABD ve Trump’ı tecrübesizlik ve düşük profil çerçevesinde eleştirmekle yetiniyor. Özellikle de cumhurbaşkanlığında Hasan Ruhani gibi pragmatist, Batıcı bir yöneticinin oluşu doğal olarak İran’ın biraz daha ihtiyatlı bir dil kullanmasını beraberinde getiriyor. Çünkü İran şöyle düşünüyor; Trump nükleer anlaşmaya yönelik herhangi bir önemli adım atmaya kalkışırsa önce hem ABD kamuoyunda hem de Batılılar tarafından tepki ile karşılaşacak. Biz saldırgan olursak doğal olarak ABD ve Avrupa arasındaki ihtilafın sonlanmasına ve İran’a karşı birleşmelerine sebep oluruz. Bu nedenle İran nükleer konusunda bütün yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmeye çalışıyor, daha dikkatli bir dil kullanmaya çalışıyor. Bütün bunlarla aslında bir şekilde Trump’ın yalnızlaştırılmasını istiyor. Bunun da çok ciddi bir nedeni var: Hatırlarsınız ki Obama, İran’a dönük bütün ambargo paketlerini Avrupa ile birlikte yaptı. Avrupa ile birlikte hareket ettiği için İran’a özellikle de ekonomik anlamda zarar vermeyi başardı. Yani Avrupa ve ABD arasında İran’a dönük bir ihtilaf İran’ın elini güçlendirebilir. Bu nedenden dolayı İran, Atlantik ötesi cephenin birleşmesini istemiyor. Bu anlamda daha dikkatli bir dil kullanıyor. Ama önemli olan şudur; İran ne kadar ihtiyatlı bir dil kullanırsa kullansın Obama dönemi kapanmıştır.

"Şu Anda İran Tarihinde Olmadığı Kadar Ortadoğu’da Güçlü"

Trump’ın önceliğinin İran olması şunu gösteriyor; Yemen’den Irak’a çok farklı bir süreçle karşılaşılacağı çok açık. Özellikle Obama İran’ı sisteme entegre etmek istiyordu. Bunun en önemli göstergelerinden birisi de İran’ın Ortadoğu’da önünü açtı. Obama’nın İran’a yönelik siyaseti İran’ı bölgede ciddi şekilde güçlendirdi. Şu anda İran tarihinde olmadığı kadar Ortadoğu’da güçlü durumda. Trump, Obama’nın İran’ı güçlendiren bu siyasetine noktayı koyarak, yeni bir sayfa açmak istiyor. Yemen’den Irak’a kadar İran’ın sahip olduğu etkiyi ciddi bir tehlike olarak görüyor. Ve İran’ın etkinliğini sınırlandırmaya çalışıyor. Trump’ın İran’a dönük siyaseti tam anlamıyla netleşmiş ve yürürlüğe girmiş değil. İran’da Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Bu seçimin sonuçları bekleniyor; kim kazanacak, nasıl bir aday çıkacak? İran’da seçim yapıldıktan sonra biz Trump’ın İran’a dönük siyasetinin hem genel çerçevesini hem detaylarını daha ayrıntılı göreceğiz. ABD İran arasında hem nükleer konusunda hem Orta Doğu’da gerilimli bir sürece tanık olacağımız çok açık.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s