KİTAP TAVSİYESİ : Zihin Kontrolü ve Telegram ile ilgili Kitaplar

Zihin Kontrolü ve Telegram ile ilgili Kitaplar

Gülçin Şenel

İstihbarat dünyasında kullanılagelen bellibaşlı zihin kontrolü ve yönlendirmesi tekniklerinin yanı sıra, özellikle TELEGRAM (cihazlı uzaktan elektromanyetik zihin-beden kontrolü ve yönlendirmesi ve fizikî işkence) teknik ve teknolojisi hakkında bilgi veren başlıca Türkçe kitabların listesini hazırlamaya çalıştık. Yeni yayınlanacak olanlarla beraber, gözümüzden kaçmış olabilecek eserlerle bu listeyi sürekli yenileyeceğiz. Okuduğunuz çalışmayla, bu alanda araştırma yapacaklar kadar, bu konuya ilgi duyanların yararlanabileceği mütevazı bir başvuru kaynağı oluşturmayı arzu ettik. Eserlerin muhtevâsına dair aydınlatıcı olması bakımından, listedeki kitabların tanıtım metinlerinden, arka kapaklarından veya haklarında yazılanlardan pasajlar iktibas ettik.

1) ÖLÜM ODASI “B-Yedi”, Salih Mirzabeyoğlu, İBDA Yayınları, İstanbul 2012.

2010 yılından bugüne tefrika edilen 1. ve 2. cildlerden sonra, hâlen 3. cildi her hafta BARAN dergisinde tefrika ediliyor. İlk cildi İBDA Yayınları’ndan çıktı. Eser hakkında kaleme alınan Ömer Emre Akcebe imzalı bir makaleden yazıdan birkaç iktibas:

– "Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun Baran Dergisi’nde hâlen haftalık olarak tefrika edilen “Ölüm Odası B-Yedi” adlı eserinin “Giriş” adlı cildi derlenerek İBDA Yayınları tarafından yayımlandı.

Yaşadığımız âhirzaman, Müslüman açısından en şiddetli musibetlere maruz kalınan dönem. Musibetlerin ruhî ızdırabının şifasını, materyalist Batı eczanesinde aramak mecburiyetinde bırakılan ve yaşadığı hafakanlardan kurtulamayarak çoğu defa yitip giden Müslümanlar için, İslâm Eczanesinden nadide bir iksir hüviyeti taşımaktadır “Ölüm Odası B-Yedi” adlı eser.

İçinde bulunduğumuz devrin materyalist Batı adamı tarafından geliştirilen sun’i şeytan Telegrama karşı vermiş olduğu destansı direnişin ifâdesi olması bir yana, nefsimizle dahi mücadele etmekten aciz olan bizlere, hem işin “nasılını” hem de fikrî derinliğini ve genişliğini göstermesi bakımından da son derece mühim bir eser…

Okuyucusu için ufuk ötesinden ufuk taşıyan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, “Ölüm Odası B-Yedi -Giriş-“ adlı eserinde; insan ile makine, yani insan ile Batı buhranı arasındaki girift ve çözülmek için beş asır bekleyen problemlere de “çözüm çekirdeği” getirmekte. Doğrudan pek çok çözümü bünyesinde barındıran eser, aynı zamanda bu problemlerin nasıl çözülmesi gerektiğine dair de yol haritası olma hüviyeti taşıyor…

“Ölüm Odası B-Yedi –Giriş-”, dergide bölüm bölüm yayınlanmış olsa da, onu bir bütün hâlinde kitab olarak okumak, dergide okumaktan muhakkak ki çok farklı… Özellikle parçaların kitabta birbirini takib ediyor oluşu, dergide okurken idrak edilemeyen sistem ve bütünlüğü daha net bir şekilde okuyucuya sunuyor ve hissettiriyor.

Hem fikir hem de iş ve eser bakımından tarihin belki en kısır döneminde bulunduğumuz bu zaman diliminde, çölde susuzluktan kavrulmuş dudakları yaslayabilecek bir fikir pınarı “Ölüm Odası B-Yedi – Giriş-“. Bu eser, “yaşanmaya değer” hayatı arzulayan, zamanın musibetlerini dırdırlanmak için değil de, iş ve oluş hızını arttırmak zâviyesinden görenler için “başucu eseri” olacaktır.

Bir sınıflandırma yapmak gerekirse, bu eserin sanırız bir sınıfı yok. Zaten sınıflamak da fikren çok doğru bir tavır değil bazen. B-Yedi de öyle, başkalarına benzetmeye gerek yok. Kaldı ki, bir sınıflama yapmak, daha önce o sınıftan başka şeylerin olduğunu gösterir. Oysa B-Yedi gibisi daha önce yok, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu kendi kendisiyle yarışıyor, “tür” veya “sınıf” açıyor. Gerçi O’nun yaptığının bir benzerini başka kim yapabilir yahud yaparsa bu taklidten öteye geçebilir mi, o da bir muamma, hattâ cevabı şimdiden belli bir soru.

Sonunda “içindekiler” bölümünün yer aldığı ve indeksi bulunmayan kitab, 783 sayfa ve 54 ana başlık, birçok da arabaşlıktan meydana geliyor.

FRAGMANLAR

Bu fragmanları müstakil olarak vermekten muradımız, her şuur seviyesinde farklı tedailere yol açacak olmasından ötürü, okuyucuyu kendi şuur seviyemize mahkûm etmemek adınadır.

-“Kuru bilgi vermek değil de, sizde İRFAN KIVAMI hâlinde yaşatmak istediğim bir hamule; Mallarmé’nin, “şiir dili, nesneyi değil, söz konusu nesneden kaynaklanan etkiyi dile getirmelidir; şiir, mânâ yüklü kelimelerden çok, anlatılmak istenenin ihsas gücüyle dolu olmalıdır” demesi gibi, ben Telegramdaki hâdiseleri, benim üzerimdeki ruhî tesirler hâlinde ve bunu verimlendirme şeklinde vereceğim.”

Kitabın arka kapağında şöyle bir değerlendirme yer alıyor:

-“Hayat ve fikrin GAÎ hikmetini ÖLÜM bilmek bakımından bu esere 1993′te niyet ettim. Henüz ortada HIRKA-İ Tecrid isimli eserimin tasavvuru bile yok… Sonra, 1999 ertesi başlayan TELEGRAM işkencesi ve fikir çilesine eza katkısı; kitabın alt başlığı böyle ve ne olduğu ne idüğü de eserin içinde…

Bugün, Bolu F – Tipi Cezaevi’nde durumlarına göre NYMPHA veya Mousa adını verdiğim aynı işi görürlerin nezaretinde, onlarla didişirken bu esere başlıyorum ve “Ölüm Odası” isminin tevafukları bana, sonsuz imkânlar tedaî ediyor. Buradaki Telegrancılar’a NYMPHA ve Mousa isimlerini takmam, Kartal’a göre bir yenilik; ve fikir, sanat, teknoloji, siyaset derken, BERZAH hakikatine vurulacak topyekün dünya halinde bir genişlikte, onlar da son derece zeki, ne kadar da salak, bu kadar hainlik ve vahşet olur mu, alaycı, alay edilen, beni ve bendekini dağıtan, sonra kendi zekiliği imiş gibi bana hatırlatan, aslolan niyeti, övünmek gibi olmasın ama, benim çoğu zaman onlardan bir adım ileri durumumdan dolayı değişen, neticede; Üstadım’ın “çözdük her müşkülü derlerse de ki, sonunda VAR OLMA müşkülü kaldı!” Hakikatini en canhıraş şekilde gösteren tipler. Onlar, sanki sihirbazın önündeki sihirli küre de, ne derlerse ne yaparlarsa yapsınlar, ben onları bütün bir bünyenin ifşacısı sivilce olarak görüyorum, durumu onlarda seyrediyorum… Devam eden hayatım! -2012”

Eser içerisinden birkaç iktibas yapmak gerekirse:

-“İlme nisbetle YAPMA’nın dişi olması, YAPMA’nın doğrudan kendisiyle ilgileniyor görünen davranış psikolojisini, psikoloji ilminin tarifine daha uygun göstermektedir. Ruh hakkında bilgi sahibi olmak bir yana, ruha nisbetle bir kâinat ve insan fikri de olmayan –Mutlak Fikre nisbeti olmayan- psikoloji, aslında bütün ekolleriyle, “insandan çıkan ne varsa” genişliği ve rastgeleliği içinde bir takım bedahetler etrafında ifâdeye geçmişken, “doğru ve yanlış”, “güzel ve çirkin”, “iyi ve kötü” değerlendirmesinden uzak ve insanoğlunun arkeolojik psikolojisini andıran MİTOLOJİ’ye benzemektedir.”

-“Sokrat: (Kendinden zuhurun esası hâlinde “başkasının nefsiyle ilgilenmekten rahat bulmak” tâbirine giren kritik etme-tenkid şuuru hedefi olarak, İslâm Tasavvufu ve Batı Tefekkürü arasında kanatlarını açan İBDA, ikinciyi birinciye irca ederken, Sokrat’ı , ilk Yunan fikir fışkırışının temel şahsiyeti ve VAHDANÎ mizacıyla sembol görür. Eflâtun ve Aristo’nun Üstadı. Bu üçlü, mihrak olmak bakımından, Batı’nın önce ve sonrasının kendilerinde buluştuğu bir “kendinden zuhur” örneğidirler. Kendisini EFLÂTUN’dan öğrendiğimiz SOKRAT’ın bu talebesi hakkında, İslâm uleması arasında EFLÂTUN-U İLÂHÎ denmesi, zamanında semavî bir dinin yürürlüğü bulunmasa da, kendilerinin Allah’ı tevhid ruhu ve tenzih mizacıyla idrak edenler sınıfından olduklarını göstermektedir… )" (Ömer Emre Akcebe)

2) TELEGRAM "Zihin Kontrolü", Salih Mirzabeyoğlu, İBDA Yayınları, İstanbul 2003.

– “Telegram: Zihin kontrolü… Bir bakıma Türkiye`de pratiği -teorisi de!- benimle meşhur olan bu iş, "ilim sınır tanımaz!" tesellisiyle Lût kavmine parmak ısırtır melânete ve yardımcı unsurlarla insanı robotlaştırmaya davranmışken, diğer yönüyle "dünyada" da kıstırılmış fertler üzerindeki tecrübelerin sınırını aşamamıştır. Bu ikazdan sonra bildirmeyelim ki, gerek yaşamış kobay ve gerekse mevzuu alâkadar eder buudları işaretlemek bakımından, galiba dünyada da ilk örneğim!

Elinizdeki eser, bir yönüyle eskilerin "istişhad" dedikleri "delil getirme ve şahid kılma" usulüyle felsefeden müsbet ilme ve şamanizmden İslam tasavvufuna kadar geniş bir sahaya kanat açarken, diğer yönüyle "hatırât" nevine dair olarak işlenmektedir. (Arka kapak metni)

3) BENİ YAVAŞÇA ÖLDÜREN İŞKENCE “Telegram” (Zihin Kontrolü Kurbanı Bir Devlet Adamının Tüyler Ürpertici Hikâyesi), Tek Nath Rizal, Trc: Yusuf Pazar, Tahkim Yayınları, İstanbul 2012.

– “Bhutan’ın meşhur devlet adamlarından Tek Nath Rizal, 27 Mart 1947’de, Hindistan ve Çin arasında bulunan küçük Himalaya ülkesi Bhutan’ın güneyindeki Lamidara’da doğdu. Henüz 16 yaşındayken, Bhutan’ın resmî ölçme ve değerlendirmeler birimine kabul edildi. 1964 yılında Bhutan Mühendislik Hizmetleri’ne girdi. Chirang vilâyeti Lamidara bölgesinden milletvekili seçilerek, 1974’den 1984’a kadar on yıl Bhutan Millî Meclisi’nde görev yaptı. Aynı dönemde, Bhutan Millî İş Kurumu’nun da yöneticileri arasındaydı. Milletvekilliğinden sonra Kraliyet Danışmanlığı’na tâyin edildi ve 1984-1988 arası dönemde, hem Kraliyet Danışmanı, hem Bakanlar Kurulu üyesi, hem Kraliyet Kamu Hizmetleri Komisyonu üyesi, hem de Bhutan Devlet Denetleme Bürosu Koordinatörü olarak ülkesine hizmet etti.

Ne var ki, Devlet Denetleme Bürosu’nu yönetirken, yüksek mevkîlerdeki devlet memurları arasında yaygınlaşan yolsuzlukları açığa çıkardığı için Kral’ın hışmına hedef oldu, tüm görevlerinden alındı ve ülkesini terketmeye zorlandı. Sığındığı Nepal’de tutuklanıp Bhutan’a sınırdışı edildi ve “vatana ihanet ettiği” gerekçesiyle müebbed hapis cezasına çarptırıldı. 1989’den 1999’a kadar Bhutan hapishânelerinde korkunç işkencelerle geçen on yıllık bir hapisten sonra, Batılı devletler ve insan hakları kuruluşlarının ağır baskısı sonucunda, eski “devlet adamı” yeni “fikir suçlusu” Tek Nath Rizal, Bhutan rejimi tarafından serbest bırakıldı. Hapisten çıkar çıkmaz Nepal’e ilticâ ederek, hem mücadelesini hem de yaşadığı tüyler ürpertici işkenceleri kaleme aldı. Rizal, “Beni Yavaşça Öldüren İşkence”den başka, “Bhutan’daki Etnik Temizlik ve Siyasî Baskı”, “Sürgünde” ve “Saraydan Zindana” isimleriyle üç eser daha yazdı. Şu ân Nepal’in başkenti Katmandu’da yaşıyor ve Bhutan Hareketi İdare Komitesi’nin yöneticileri arasında bulunuyor.

Rizal’in kitabı hakkında, Telegram’a karşı dünya çapında bir mücadele yürüten akademisyen ve Zihne Adalet Organizasyonu Başkanı Cheryl Welsh bakınız neler diyor:

“Beni Yavaşça Öldüren İşkence’yi okumak için en iyi sebeb:

Atom bombasının aksine, zihin kontrol cihazları üzerinde anlamlı kamuoyu tartışmaları yapılmamıştır, çünkü bu silâhlar 50 yıldır halktan gizleniyor. Oysa bir demokraside böyle bir tutum yanlıştır. Halkın hiçbir bilgi ve katkısı olmadan, ne hakla bu çeşit zihin kontrol cihazları geliştirilmiştir? Maalesef, olan biten tam da budur.

CIA’nın elektromanyetik radyasyon yoluyla zihin kontrolü araştırmalarının başladığı 1950’lerden bugüne, halka tek bir elektromanyetik radyasyon esaslı zihin kontrol silâhı bile açıklanmamıştır. Sizce toplum, zihin kontrol silâhlarının hangi tarihte geliştirilmiş olduğunu böyle nasıl öğrenebilir? Rizal’in kitabını okuduktan sonra, bunu protesto etmek isteyecek ve bu korkunç suçlamaların araştırılmasını taleb edeceksiniz. Aynı zamanda, gizli zihin kontrol silâhlarına karşı yeni kanun ve anlaşmalar yapılması için harekete geçeceksiniz.

Rizal, çarpıcı bir dille dünyayı uyarıyor: Dünyanın büyük güçleri, atom bombasından her bakımdan daha tehlikeli yeni silâhlar geliştirmekle kalmadı, bu gizli silâhları artık uygulamaya da geçti!

Bu iyi kaleme alınmış, özlü ve çığır açıcı kitabı hararetle tavsiye ediyorum. Dünyada ilk defa olarak, tıbbî otoriteler, devlet adamları ve askerî uzmanlar, elektromanyetik radyasyon esaslı bu gizli zihin kontrol silâhlarının sorgu ve işkence amaçlı olarak mahpuslar üzerinde kullanıldığını açıkça kabul ediyor.” (Tanıtım metninden)

4) İNSAN ZİHNİNİ KONTROL ETMEK “Duygular ve Davranışlar Kontrol Edilebilir mi?”, Dr. Nick Begich, Yakamoz Yayınları, Trc: Merve Duygun, İstanbul 2011.

– “Kişisel gelişim ya da başkalarını kontrol etme amacıyla insan zihnini manipüle etme düşüncesi, yüzyıllardır insanlığı merkez alan bir konudur. Ancak bugün, var olan ve hızla gelişen bilim ve çeşitli teknolojilerin kümelenmesi sonucunda, zihni ve duyguları kontrol etmek mümkün. Bu konu daha önce hiç bu kadar önemli olmadı. İnsanı insan yapan duygu ve düşünceleri bir başkası tarafından belirlendiğinde olabilecekleri bir düşünün…

İnsanın istemli kas hareketleri engellenebilir mi? Duygular ve davranışlar kontrol edilebilir mi? Uzaktan uyku hissi verilebilir mi? Hafızaya müdahale edilebilir mi? Sahte anılar yaratılıp gerçek anılar silinebilir mi? Zihin güvenlik duvarı var mıdır? (…)

Bu kitap yukarıdaki sorulara cevap verdiği gibi aşağıdaki sorulara da yanıtlar aramaktadır:

İnsanlık, başka insanların duygu ve düşüncelerine müdahale etmeli mi? İnsanlar, bir başkasının özgür iradesine müdahale etmeli mi?

Her birimiz bu soruları yanıtlamalıyız, çünkü bu teknolojiler bizi ya köleleştirecek ya da özgür bırakıp en yüksek potansiyellerimize ulaşmamıza olanak verecek. Ve buna karar verecek olan bu nesildir.” (Tanıtım metninden)

5) PARAPSİKOLOJİK SAVAŞ, Sheila Ostrander – Lynn Schroeder, Q Matris Yayınları, Trc: Mustafa Başkaya, İstanbul 2003.

– “CIA eski başkanlarından Richard Helms, Watergate soruşturmalarında Warren Komisyonu`na verdiği bilgilerle şöyle demiştir:

"Yapılan araştırmalar, SSCB`nin kendi sisteminin isteklerine uygun politik görüşe bağlı olacak şekilde, halkının davranışlarını düzenleyebileceği bir kontrol teknolojisi geliştirmeye çalıştığını göstermektedir. Bundan böyle aynı teknolojiyi daha karmaşık bir yaklaşımla, bilgiler kodlanarak insan hedeflerine yöneltilebilecektir. Bu, insan zihinleri harbi olacaktır.”

Bu kitap, ABD`de yerleşen yeni tip bir casusluk şebekesinin mevcudiyetinden söz etmektedir.” (Tanıtım metninden)

6) İSTİHBARAT OYUNLARI “Entrikaların Karanlık Orduları”, Gültekin Avcı, Birey Yayınları, İstanbul 2007.

– “Beyin ve zihin Kontrol operasyonlarının nasıl yürüdüğünü; istihbaratçıların insan yüzü okuma konusunda nasıl eğitildiklerini; başlıca istihbarat tekniklerinin neler olduğunu; sivil, siyasi ve askeri istihbaratın ne olduğunu; casus uydu teknolojisinin nasıl işlediğini; uzayda kaç yasak casus uydusu olduğunu; uzaktan uçak kontrolü, uzaktan kumanda mucizesinin nasıl çalıştığını; ABD uzay komutanlığının hedeflerinin neler olduğunu; ekonomik, sosyal, teknolojik, elektronik istihbaratın nasıl işlediğini; Türkiye`deki ABD dinleme istasyonlarının neler olduğunu; kablolu telefonlarla dinlemenin nasıl yapıldığını; bilimsel, siber, biyografik istihbaratın nasıl yapıldığını; istihbarata karşı koymanın mümkün olup olmadığını; istihbarat takip metotlarının neler olduğunu; takip, tarassut, adam kullanma yollarının neler olduğunu; provokasyon ve dezenformasyon yönteminin nasıl çalıştığını; Türk İstihbarat Teşkilatının nasıl şekillendiğini; Türkiye`de Asker, İstihbarat ve MİT ilişkilerinin nasıl olduğunu; istihbarat örgütlerinin dünyada ve Türkiye’de sebep oldukları olayların neler olduğunu ve daha yüzlerce sorunun cevabını bilmek ister misiniz?

Okuyunca kafanızın karışmasını ve gerçekleri öğrenmek istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.” (Tanıtım metninden)

7) ZİHİN KONTROLÜ “İnsan Beynini Kontrol Altına Alma Yöntemleri”, Ömer Özkaya, Paradoks Yayınları, İstanbul 2011.

– “KGB Generali Boris Ratnikov, zihin okuma çalışmalarını ifşa etti. Rus Resmi Haber Ajansı Ria Novosti’ye konuşan Ratnikov, kendi biriminin, Sovyet sonrası Rusya’daki tepe yöneticilerin bilinçaltılarını dış etkilere karşı korumakla görevli olduğunu söyledi. General Ratnikov, Rusya Devlet Başkanı Yeltsin üzerinde, ülkeyi Çin ile bir savaştan korumak için zihin okuma yönteminin kullanıldığını açıkladı. Yeltsin 1992 yılında Japonya’yı ziyaret etmeyi planladı, ama Ratnikov’un birimi, Kuril Adaları’nın Japonya’ya geri verilmesi için başkanın zihninin programlandırılmasına yönelik girişimleri ortaya çıkardı. Bu hareket, tartışmalı topraklarını Rusya’dan geri almak isteyen Çin’in taleplerine, bu ise iki komşu arasında savaşı kışkırtabilecek bir çatışmaya yol açabilecekti. Bu yüzden Boris Yeltsin Japonya seyahatini iptal etmek zorunda kalmıştı. Ratnikov, 1990’ların başlarında kendisinin ve arkadaşlarının, Moskova’ya gönderilen yeni ABD Büyükelçisi Robert Strauss’un zihnini “taradıklarını” ve elçilik binasında Moskovalılar üzerinde psikotronik etkiler yapabilecek donanım olduğunu gördüklerini, daha sonra bu sistemin etkisiz hale getirildiğini söyledi.” (Tanıtım metninden)

8) İSTİHBARATTA BEYİN YIKAMA “Beyin Kontrolü”, Dr. Armen Victorian, Timaş Yayınları, Trc: Mustafa Mencütekin, İstanbul 2001.

– “Güçlü istihbarat örgütleri, insanların düşünce ve davranışlarını kontrol edebilmenin ve gerektiğinde direnişlerini yok edebilmenin yollarını araştırıyorlar. İnsan bilincini kontrol edebilmek adına yürütülen deneyler, gizlice sürdürülen bir `kirli iş` olarak uzun yıllardır yapılıyor. Telepati, beyin yıkama, LSD, psiko-teknik, uzaktan izleme ve gelişmiş izleme teknolojisine milyonlarca dolar akıtıyor.

Bu deneyler için binlerce insan kobay olarak kullanıldılar, bedensel ve ruhsal olarak yaralandılar; fakat başlarına neler geldiğini bir türlü çözemediler.

Dr. Armen Victorian, başta Amerika ve Rusya olmak üzere, dünyanın güçlü istihbarat örgütlernin bu konuda yaptıkları çalışmaları net bir biçimde ortaya koyan belgeleri biraraya getirdi. Elinizdeki eser, sıradan bir komplo teorisi üretme tuzağına düşmeden, insan bilincini kontrol altına almaya çalışan `sinsi, gizemli ve karanlık` bir dünyanın perdesini aralıyor.” (Tanıtım metninden)

9) BAYKUŞ İMPARATORLUĞU “Bir CIA Zihin Kontrolü Kölesinin Gerçek Yaşam Öyküsü”, Mark Philips – Cathy O`Brien, Aykırı Yayınları, Trc: Uğur Alkapar, İstanbul 2002.

– “Cathy O’Brien’ın anıları olarak "Bir CIA Zihin Kontrolü Kölesinin Gerçek Yaşam Öyküsü" alt başlığı ile yayınlanan “Baykuş İmparatorluğu” kitabında Holywood yıldızları ile Amerikan yönetiminin en üst düzeyden yetkilileri arasındaki ilişkiye dair pek çok ipucu yer almaktadır. Dünyanın egemen gücü olarak dünyanın her ülkesine müdahale etmeyi kendilerinin bir hakkı olarak gören ABD elitlerinin sapkın tercihlerini konu alan bu kitabı, dünyada olan biteni anlamak isteyen herkes okumalıdır. Kendisi de bir seks kölesi olarak programlanan yazarın, küçük kızının da daha çocuk yaşta seks kölesi haline getirilme sürecine sokulduğunu anlayan bir annenin, annelik fıtratının koruma içgüdüsü ile harekete geçerek ABD’yi yöneten elitin mahrem hayatının pisliklerini ortaya seren bu itirafları bir yönüyle tiksindirici unsurlar içerse de hayra hizmet açısından takdir edilmelidir.

“Trance-Formation of America” adı ile ABD’de 1995’te yayınlanan ve 2002 yılında da Türkiye’de çevirisi basılan Cathy O’Brien’ın anılar kitabında isminden sözedilen ABD elitlerinden -Hillary Clinton dışında- bugün aktif görevde olan pek kimse kalmamış ise de ABD yönetim erkinin zihniyet yapısını anlamak için bu kitap eşsiz bir kaynak olarak önemini koruyor. Bu anıları psikanalitik bir okumaya tabi tutarsak ABD’nin dünyaya yön vermek iddiasındaki isimlerinin; George W. Bush’dan Dick Cheney’e, Madeleine Albright’tan Hillary Clinton’a pedofiliden homoseksüelliğe nasıl rezilane tablolar sergiledikleri görülür. (Dr. Hayati Bice)

10) PSİKOLOJİK SAVAŞ “Gri Propaganda”, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Timaş Yayınları, İstanbul 2012.

– “Psikolojik savaşta bir toplumun ruh ve beyni etkilenmeye çalışılır. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son kitabı Psikolojik Savaş’ta bu teknikleri. insan ve toplum psikolojisi üzerindeki etkilerini konu ediniyor.

Tarihin bilinen ilk savaş tekniği kitabının yazarı olan Çinli kumandan Sun Tzu, kitabının büyük bir kısmında rakibin psikolojik olarak çökertilmesi üzerinde durur. Askeri strateji ve taktiklerin en önemlilerinden biri de Psikolojik Savaş teknik ve taktikleridir. Belirli bir amaca yönelik uzun vadeli plan ve stratejilerle yapılan psikolojik savaş, hem sıcak hem de soğuk savaş dönemlerinin en çok başvurulan mücadele yöntemlerinden biri olmuştur.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Timaş Yayınları arasında piyasaya çıkan yeni kitabı Psikolojik Savaş’ta askeri bir kavram olan bu terimin günlük hayatımızda nasıl kullanıldığını, Türkiye ve dünyadan örnekler ışığında tarihten günümüze bilimsel olarak inceliyor.

Psikolojik Savaş; klasik anlamdaki savaşın kazanılması veya kaybedilmesinde, savaştan sonra da üstünlüğün devam etmesinde yahut sorunların çözülmesinde insanların ruh haline etki ederek sonuç almak olarak tarif ediliyor.

Kitapta; klasik psikolojik savaş bilgileri dışında, bilgi savaşı, elektromanyetik savaş, beyin kontrolü, propaganda yöntemleri ve bilgisayar devrimi, internet taarruzu, tarihsel bilgiler, gelişen intihar eğilimleri, baskıcı kültürlerin etkileri, itaat kültüründen demokratik kültüre geçiş, psikolojik savaşta rol alanların ruh hallerinin tahlilleri, insanın ruh hallerinin nasıl etki altına alındığı gibi alt konular da işleniyor.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan kitabın yazılış amacını şöyle açıklıyor: “Hile ve aldatmaların etkili olabilmesi için, gizli kalması gerektir. Amacımız hile ve aldatma yöntemlerinin bilinmesini sağlamakla toplumsal ahlaka hizmet etmektir. Psikolojik savaşta yenilen taraf, bilgi gücü zayıf olan taraftır. Doğru insanların ayakta kalmak, toplumun geleceğinde söz sahibi olmak gibi bir kaygıları varsa bu kitabı okumaları önemlidir.” (Tanıtım metninden)

11) AMERİKAN DERİN DEVLETİ VE BEYİN YIKAMA OPERASYONLARI, Jim Keith, Trc: Sibel San, Nokta Yayınları, İstanbul 2006.

– “Jim Keith, “Amerikan Derin Devleti ve Beyin Yıkama Operasyonları” isimli kitabında, “zihin kontrolü ve yönlendirmesi” projelerinin müthiş bir tarihçesini çıkartır. Telegram’a uzanan bu alçakça sürecin ardındaki sapkın zihniyet kadar, sorumlu kişi, kuruluş ve devletleri de ifşâ eder. Bu arada, ilginç bir örnek olarak Huxley’den ve bağlantılarından sözeder. Tavistock kurumu yöneticisi General John Reese’le birlikte çalışan Huxley, aynı zamanda, CIA’in “zihin kontrol operasyonlarının” önemli ismi Luis Jolyon West’in yakın arkadaşıdır. Üstelik “hipnozla çoklu kişiliğin yerleştirilmesi” üzerine çalışan Estabrooks ve “elektromanyetiğin insan üzerine etkileri” üzerine ilk kez çalışan araştırmacı Andhrija Puharic’le birlikte çalışır. 1968 tarihli bir FBI notunda, Huxley’in birlikte çalıştığı bir müzik grubu için “gençlik isyanını daha iyi huylu ve tehlikesiz yönlere kanalize edilmesinde” kullanıldığı yazılıyor. LSD’nin yaygın dağıtımı için planlı ve programlı olarak çalışan Huxley, gerek eserleri gerek hayat biçimi ile “başkaldırması beklenen” gençliği “uyuşturmayı” başarmış görünüyor.

Bu bilgiler ışığında Huxley’in “sıradışılığı” daha ilginç bir hâl alıyor ve eseri “Cesur Yeni Dünya”daki “kehanetleri”nin, aslında bir “kendi kendini gerçekleştiren kehanet” olduğu tezini destekliyor. Cesur Yeni Dünya’nın son bölümünde yer alan ifadeleri ise bu tez etrafında yeniden anlam kazanıyor:

“21. yüzyıl dünya kontrolörlerinin devri olacak. Eski diktatörler düştü; çünkü hedeflerine, yeterli gıda, yeterli eğlence, yeterli mucize ve sırrîlik sağlayamadılar. İlmî bir diktatörlükte, eğitim gerçekten işleyecek. Çoğu kadın ve erkek, kendi köleliklerini severek yetişecek ve asla devrimi arzulamayacak. İlmî bir diktatörlüğün yıkılması için hiçbir makul sebeb görünmüyor.” (Gülçin Şenel)

12) CIA`DEN MEDYA`YA KİTLELERİN KONTROLÜ, Jim Keith, Trc: Sibel San, Nokta Yayınları, İstanbul 2005.

– “Dünya eliti için kitlelerin kontrolü vazgeçilmez bir gerekliliktir. Bilimin, özellikle de psikiyatrinin gelişimiyle bu kontrol mekanizması doğrudan doğruya insanların zihinlerini hedef almaya başlamıştır. Bu "Yeni İnsan"ın yaratılmasıdır. "Yeni İnsan"ın gerçeklik kavramı beyinde ateşlenen elektronik imajların dansı, efendilerinin yarattığı düşünce ağıdır. Mutluluğu, ona bir tüpten ya da izlediği görüntülerden aktarılır. Tanrısı, elektronik bir perdenin ardında gizlidir. Bu perde aralandığında karşımıza çıkan ise CIA ve en önemli araçlarından olan Medya`dır. Yüzyılın sonunda, insanlığın psikolojik kontrolü alanında yaşanan çarpıcı gelişmelerden, öğrencileri eğitmek yerine onları itaat eden robotlara dönüştürmeyi amaçlayan bir eğitim düzeninin yaratılışına, CIA ve gizli seçkin toplulukların yaratılışından kitlelerin topluca uyuşturulmasına, bilinçaltı ikna yöntemlerinin kullanımından denetim kültlerinin yaratılışına, son olarak; medya`nın bugüne dek şüpheci davranmayan kitlelere uygulayamadığı niteliklere sahip olan gizli zihin kontrol araçlarının yaratılışına, ve daha birçok benzeri konuya değinen bu kitap, insanlığın kontrol altına alınış tarihini sunuyor. Her kitabı büyük tartışmalar yaratan Jim Keith’in bu kitabı, dünya bilincine hükmetmeyi hedefleyen gizli tasarıları bu denli dikkat çekici ve ayrıntılı olarak ortaya koyabilen ilk kitaptır.” (Tanıtım metninden)

13) İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE BEYİN YIKAMA OPERASYONLARI, Erdal Şimşek, Kum Saati Yayınları, İstanbul 2005.

– “İnsanoğlu güç ve iktidarla iç içe girdiği ölçüde kendi türüne yabancılaştı. Ve iktidar, güç, egemenlik hırsı, insanı kendi türünün düşmanı kıldı. Gücün ve iktidarın yegane sahibi olmak isteyen, türdeşi olan insanı kontrol altına almak, ona hükmetmek için akla gelecek her türlü yönteme başvurdu.

Kapitalizmin büyüyüp bir üst boyuta geçmesi ile birlikte insanı kontrol altına alma arzusu, devlet organizasyonu haline geldi. Devlet denen aygıtın insan kontrolünü sağlamada kullandığı en büyük ve acımasız maşası, istihbarat servisi oldu.

Bolşevik ihtilali ile birlikte Kapitalizmin karşı türevi olan yeni bir devlet modeli oluştu. Adına Sovyet denen bu devlet yapısında da beyin kontrolü operasyonları, Kapitalist ülkelerden aşağı kalmadı.

Doğu ve Batı dünyasının iki patronunun, savunma sanayiinin yanısıra kitle psikolojisine hakim olmadaki yarışları da çılgın boyutlara vardı. İnsanların zihinleri kontrol altına alınarak istihbarat dünyasındaki savaşlarda kullanılageldi sürekli.

Batı Bloku`nun uç kanadı olan Türkiye, istihbarat servislerinin beyin kontrolü savaş alanı oldu adeta. ABD ve NATO üslerinde, kitlelerin psikolojileri ve zihinleri üzerine sürekli kontrol operasyonları yapıldı. Buna karşılık olarak da Sovyetler Birliği`nden karşı operasyonlar yapıldı.

Bu operasyonlar, Türk devletinin en yüksek düzeyli yetkililerine kadar uzandı. Türkiye`de ilk kez bu kitapta okuyacağınız, dönemin başbakanı olan Turgut Özal da Beyin Kontrolü operasyonuna maruz kaldı.

Erdal Şimşek`in bu araştırmasında dünyada ülkemizdeki beyin kontrolü operasyonlarının çılgın boyutarını göreceksiniz.” (Tanıtım metninden)

14) ELEKTRONİK HARP VE SİNYAL SAVAŞLARI, Bülent Keskin, IQ Kültür Sanat Yayınları, İstanbul 2008.

– “İşte Üç Dahi Mühendisin Katlinin Nedeni:

Aselsan mühendisleri, uçak tanıma sistemlerinin millileştirilmesi konusundaki başarısından sonra, benzer bir başarıyı ABD güdümlü bu elektronik sistemlerinin kontrol dışı bırakılması, uydu müdahalesini bertaraf edecek yeni elektronik sistemlerin geliştirilerek silahlı gücümüzün millileştirilmesi için çalışıyorlardı. Bunlardan 3 gencimiz şehit edildi. Orgeneral Eşref Bitlis Paşa’nın şehit edilmesinde ise içinde bulunduğu uçak kullanılmıştı.

Sadece istihbarat servisleri değil, dünya pazarlarında rekabet eden uluslararası şirketler, organize suç örgütleri, hatta sıradan vatandaşlar bile bugün teknolojik yöntemlerle bireylerin yada kurumların iletişimine kendi lehlerine çıkar sağlamak için kulak kabartıyor. Gelişen teknoloji, bireylerin “adam adama markaj” yöntemiyle izlenmesi metodu yerine “teknik takip” yada “elektronik harp” denilen metotları öne çıkardı.

Elektronik takip, işitsel takip, (taşınabilir minyatür vericiler, telefon dinleme aygıtları, gizli mikrofonlar ve kaset kaydediciler), görüntülü takip (fotoğraf makineleri, kapalı devre ve kablolu televizyon, gece görüş araçları veya uydular) ve algılayıcılarla takipte ise, manyetik algılayıcılar, sismik algılayıcılar, gerilim algılayıcıları, kızılötesi algılayıcılar ve elektromanyetik algılayıcılar kullanılmaktadır. (Prof. Dr. Abdülkadir Akçin, tanıtım metninden)

15) 13 ŞEYTANİ KAN BAĞI "İlluminati Hanedanlığı", Robin De Ruiter, Selis Yayınları, Trc: Naime Erkovan, İstanbul 2005.

[İçinde “Satanist Elit”in zihin kontrolü projelerine de yer veren çarpıcı bölümler bulunan] bu kitap, insan ırkına hükmetme amacını güden yeni bir dünya düzeninin kuruluş tarihini açıklıyor. Bunlar, dünyanın en etkin aileleri tarafından yönetilen gizli toplulukların, gizli oligarşilerin çalışmalarıdır.

İlluminati hanedanlarını çok az insan biliyor. En Tepedekiler, güçlerini bütün yerküreye yaymış olan oldukça etkin birkaç ailedir. Bu insanların güçleri Moskova`dan Paris`e New York`tan Tokyo`ya, Pekin`den Ankara`ya kadar ulaşıyor.

Bu 13 güçlü aile, tarihe uzanan özel bir kan bağının mensuplarıdır ve kraliyet ailelerinin töreleri gibi töreleri vardır.

Bugün global sermaye olarak petrol, altın, finans, silah, kimya, elektronik ve medya başta olmak üzere tüm büyük şirketlerin sahibi olan bu ailelerin karmaşık ilişkilerini izleyen Robin de Ruiter, elde ettiği önemli bulguları bu kitapta okurlarla paylaşıyor.” (Tanıtım metninden)

16) CEP TEHLİKESİ, Prof. Dr. Selim Şeker, Hayy Kitap, İstanbul 2010.

Nihal Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker`e sordu:

– “Elektromanyetik dalga ile bir insanın beynine müdahale edilebilir mi?

Elbette. Bu çok pahalı bir teknoloji. Bütün kalkınmış ülkeler, insanları kontrol etmek amacıyla bu alanda araştırma ve denemeler yapıyorlar. Özellikle ABD, Rusya ve Çin gibi dünyada hâkimiyet sürmek isteyen ülkeler bu tür çalışmalar yapıyor. `Cep Tehlikesi` kitabının 9. bölümünü bu konuya ayırdım. Arzu edenler kitapta ayrıntılı bilgileri bulabilirler. " (…)

Zihin kontrol çalışmaları ile başka neler yapılabilir?

Örneğin, ABD idare etmek ve istediğini yaptırmak istediği ülkenin Başbakanı`nın beynine müdahale ederek, kendi ajanı olarak kullanabilir. Zaten bu tür denemeler uzun yıllardır yapılıyor. Amaç, insanları ve ekonomiyi kontrol altına almak. Bundan sonraki savaşlar da böyle olacak!

Beyin yıkama, casuslukta kullanılan en eski yöntemlerden biri. Bugünkü anlamda en önemli uygulayıcısı Hasan Sabbah. Ondan başka, İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya komutanı ve ekibi, Kore Savaşı’nda Çinliler uyguladı. `Mançurya Kobayı` filmi beyin yıkama üzerine yapıldı. Batıda ve ABD’de bazı tarikatlar halen uyguluyor. CIA gibi örgütler de uyguluyor. Uygulamalar afyon, kokain, LSD gibi psiko-kimyasallarla ya da hipnozla gerçekleştirilebiliyor. Ya da elektromanyetik dalgalarla. (…)

İddialara göre, ABD artık kişiye özel manyetik alanları tespit ederek kişinin yerini bulabilmekte, sadece ona özgü hayaller yaratarak zihnini kontrol edebilmekte." (Nihal Doğan)

17) KÜRESEL SERMAYENİN TAPINAĞI BOHEMİAN CLUB, Talat Turhan – Faik Kurtulan, İleri Yayınları, İstanbul 2006.

CIA’nın barbarca ve sapıkça “zihin kontrolü” projelerinden olan MKULTRA’ya, “Baykuş İmparatorluğu” adıyla Türkçeye tercüme edilen şok edici kitabın kahramanı Cathy O’Brien’in anlattıklarından hareketle oldukça uzun yer veren çok çarpıcı ve aydınlatıcı bir eser.

– "Küresel Çete`nin gizli örgütleri içinde en gizemlisi olan ve bugüne kadar hakkında örgütün yapısı ve işleyişine ilişkin ülkemizde hiçbir kitap yazılmayan, Bohemian Club`dır. Anılan örgütte genellikle Temmuz ayında iki Cumartesi-Pazar`ı da kapsayacak bir süre içinde ABD`nin global elitleri(!) küresel seçkinleri, yani tüm dünyaya büyük adam diye yutturulan ABD`li örgüt üyesi kodamanlar, bir yandan küresel dünyayı yönetmek için kararlar alırken, öte yandan da nekrofili (ölüye tecavüz) dahil her türlü cinsel sapıklık ve sapkınlıklarını tatmin ediyorlar. Bununla da kalmayıp, modern insanın çoktan terk ettiği, pagan dinlerinden kalma dev bir baykuş (Moloch) heykeli altında gam yakma töreni diye adlandırdıkları sözüm ona sembolik insan yakma törenine de katılıyorlardı. Üstelik işledikleri bu alçakça suçları kendi çıkarttıkları yasa ile suç kapsamı dışına alarak Amerikan adaletinin içyüzünü sergilemiş oluyorlardı.

George W. Bush başta olmak üzere birçok ünlü Amerikan Başkanı ve devlet adamı bu gizli örgütün üyesidir.” (Talat Turhan)

18) İSTİHBARAT VE İSTİHBARATÇI, Prof. Dr. Nurullah Aydın, Paraf Yayınları, İstanbul 2011.

– “CIA, insanları birçok yöntemlerle birer kobay haline getirmeye çalışır. Hipnoz, bilinçaltı müdahaleleri, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beynin uyarılması, ultrasonik, mikrodalga ve alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi gibi olayları çoğunlukla istihbarat amaçlı kullanmaktadır. Tarikat ve uyduruk dinler yaratmak, bedensiz varlıklardan yeniçağ bilgilerinin alınması CIA kanalıyla yürütülmektedir.

Dönemin CIA direktörü Allen Dulles’in Princeton Üniversitesi`nde 1953`teki konuşması amacı ortaya koyar. Hedef insan zihnindeki savaşı da kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. İkinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır; hedef beyin yıkama, zihin kontrolü, ideolojiyi değiştirme ve gerektiğinde birçok Mançurya Kobayı yaratabilmektir!

Mançurya Kobayı, kendi iradesi dışında, birtakım beyin yıkama seanslarının, ilaçlarının veya hipnozun etkisiyle başkalarının istediği bazı eylemleri yapanlara verilen isimdir.

Kelime, Mançurya`dan ve Kore savaşından gelmektedir. Kore savaşı sırasında Amerikalı askerlere Çinliler tarafından bir dizi beyin yıkama deneyi ve işkencesi yapıldığı bilinmektedir. Bu terim, Frank Sinatra`nın ünlü "Manchurian Candidate" filmine konu olmuştur. Filmi CIA finanse edip çekmiştir. Hedef, tehlikeyi büyük gösterip devletten bu konuda fonlar alabilmektir. Filmde, robotlaştırılan bir Amerikan subayının nasıl ulusal güvenliğe zarar verdiği anlatılmaktadır.

Bilimsel yöntemlerle ideal bir Mançurya Kobayı yaratma arayışı, Nazilerden beri süregelmiştir. Soğuk savaşla birlikte, bu konuda KGB ve ABD`li istihbarat örgütleri içindeki araştırmalar hız kazanmıştır. Klinik psikoloji, psikiyatri, nörofarmakoloji, elektrofizyoloji ve parapsikoloji, bu hedefe ulaşmak için kullanılmıştır." (Prof. Dr. Nurullah Aydın)

19) İŞGAL ÖRGÜTLERİ CIA,NATO,AB”,Erol Bilbilik, 2 Basım, Asya Şafak Yayınları, İstanbul 2008.

– “Bugün dünyayı yöneten "masonik-siyonist-satanist-şamanist-paganist" seçkinlerin ÇATI ÖRGÜTÜ, dünya hâkimiyetinin "üst tasarım"ının ve tatbik metodlarının müellifi, TELEGRAM`ın mucidi, "zihin kontrolü-psikolojik savaş-davranış bilimleri" teorisyeni TAVISTOCK teşkilâtını, araştırmacı-yazar Erol Bilbilik`in 2008 tarihli eseri "İşgal Örgütleri CIA-NATO-AB"den naklediyoruz. Araştırmacı-yazar Aytunç Altındal’ın hâlen üzerine kitab kaleme almakta olduğu ve “dünya hâkimi teşkilâttır!” dediği TAVISTOCK hakkında, maalesef Türkçe kaynak sıkıntısı yaşanıyor. Bilbilik’in eseri de, bu bakımdan, mevcud az sayıda kaynaktan biri.” (Akademya Dergisi, II. Dönem, Sayı 3’ten)

– “Enstitü, Bedford Dükü Tavistock`un Londra`daki binalarından birinde 1. Dünya Savaşı`ndan kurtulan İngiliz askerlerinin savaş şoklarını araştırmak amacıyla 1921`de Londra`da kurulmuştur. Enstitünün başkanlığını İngiliz Ordusu Psikolojik Savaş Bürosu Başkanı Sir John Rawlings-Reese üstlenmiştir. Enstitü ve gerçek çalışmaları; ABD`nin en iyi korunan sırrı olmaya devam etmektedir.

I. ve II. Dünya Savaşı yıllarında Psikolojik Savaş Örgütü olarak çalışan Tavistock Grubu, Rockefeller Vakfı`nın yaptığı büyük bağışlarla 1946 yılında görev alanı genişletilerek yeniden yapılandırılmıştır. Rockefeller, Tavistock`a daha geniş çaplı psikolojik savaş araştırmaları yapma ve uygulama görevleri vermiştir. (…)

Tavistock, Kore Savaşı`nda ilk defa denenen kitlesel beyin yıkama tekniklerini geliştirmiştir. (…)

Tüm OSS ve CIA programları Tavistock`un rehberliğinde oluşturuldu.” (Kitabtan)

20) GİZLİ PARAPSİKOLOJİ SAVAŞI, Jacques Bergier, Trc: Ergün Arıkdal, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1981.

Sıralamamızda bu kitaba hernekadar listemizin sonlarında yer vermişsek de, kıymet bakımından kesinlikle ilk sıralarda yer alması gereken eserlerden. Devletlerin “parapsikolojik savaşı”nı çarpıcı örneklerle görmek kadar, bu savaş içerisinde “Zihin Kontrolü ve Telegram”ın yerini anlamak için de kesinlikle başvurulması gereken bir eser. Bir zamanların Batı ve Doğu Bloğu ülkelerinin istihbarat servislerinin “zihin kontrolü” çalışmalarına da temas eden bu eserin maalesef yeni baskısı bulunmuyorsa da, internette “pdf” olarak kolaylıkla bulunabilir.

Müterciminin eseri takdiminden bir bölüm:

– “Bergier, harika bir hafızaya sahipti. Öncelikle 10-12 dil bilirdi ve 200-250 sayfalık bir kitabı yarım saat içinde okur, sentezini yapardı. Paralel bilimler, kurgu-bilim, olağanüstülük, kısaca okült olan, insanı değişime uğratan her konuda Bergier`i bulmak mümkündür. (…)

L. Pauwels ile beraber yazdıkları “Le Matin des Magiciens – Büyücülerin Sabahı”nda (Türkçede “Evrenin Gizli Sahipleri” olarak yayınlandı), asıl fikirlerini ortaya koydu. Ünlü “Planet” dergisini yayınladı. Üç ay içinde tiraj 8 binden 100 bine çıktı. Dünyanın yetiştirdiği adeta geleceğin bir insanı olarak yaşayan Bergier`in hizmeti, bilinen herşeyin aslında bilinmeyen olduğunu göstermesidir. Giderek kıymeti daha fazla anlaşılmaktadır.

Sizlere sunduğumuz “Gizli Parapsikoloji Savaşı”, parapsikolojinin ne denli uluslararası bir sorun olduğunu ve geleceğinin ne kadar parlak olacağını, gerçek ile gerçeğin arkasındaki olayların önemini kesin çizgilerle ifade etmektedir. Bergier`in ölümünden dört ay önce yayınlanan bu eserini sunmakla, bu büyük bilim adamına olan borcumuzu ödemeye çalışıyoruz.

20 tane eser yazdı ve herbiri insan zihnini ve bilgisini yeni anlayış ve sentezlere götürdü. Evrenin büyük sırlarına götüren kapıyı aralayan Bergier`e dostları, Merihli Jacques diyorlardı. Çünkü konuşmaları, görüşleri ve bilgisi adeta dünya-dışı bir varlık gibiydi. Ulaşılması ve anlaşılması zor oluyordu. Evreni çıplak gözle değil, dürbünle seyrediyor, bizlerden önce görüp anlıyordu.” (Ergün Arıkdal)

21) BEYNİMDEKİ YABANCI, Kuantum Evreninde Elektromanyetik Beyin Kontrol, Hakan Yılmaz Çebi – Ali Selman Demirbağ, Anatolia Yayınları, İstanbul 2012.

İçinde işlenen konular arasında “Elektromanyetizma ve Sırları, Yerin Manyetik Alanı ve Etkileri, Şuurun Karanlık Enerjisi, Beyindeki Manyetik Alanın Kaynağı, Şuurun Elektromanyetik Alanı, İkinci Beyin ve Çalışması, Kalbteki Küçük Beyin, Elektromanyetik Beden ve Aura, Düşüncelerimizin Auraya Etkisi, Mikroçiple Uçan Güvercin, Maymun Düşünceleri ile Robot Bacaklar Yürüdü, Robot Böcek Test Uçuşunda, Beyin Akımını Değiştirmek, Mavi Beyin Projesi (Project Blue Brain), Nano Teknoloji ve Zihin Kontrolü, Şuuraltı Mesajlar (Subliminal Mind), Sesin DNA Üzerindeki Etkisi, Nöro Elektromanyetik Saldırılar, Mavi Işın Projesi (Project Blue Beam), Elektronik Yoluyla Âlemşümûl Tabiat Üstü Bağlamlar” bulunan, hemen anlaşılacağı üzere Telegram’a geniş yer veren bu eserin yazarlarından Ali Selman Demirbağ’ın kendisiyle yapılan bir röportajda söyledikleri, Telegram’ın teknolojik tarihinden bir “enstantane”ye işaret ediyor:

– "Yine bu alanda isim kazanmış Amerikan silah sanayi DARPA’nın faaliyetlerini anlatır mısınız?

Bu kuruma kısaca Amerika’nın ASELSAN’ı diyebiliriz. Her alanda çalışan bir kurumdur. Bizimle alâkalı kısmı ise UCLA Enstitüsüdür ve bu kurum nörobilim üzerine kuruludur. Bu kurum Amerika’daki bir kurşunun içerisindeki maddeden, görünmez uçaklara kadar her şeyi araştıran bir kurumdur. Bu kurumun ilk çalışmaları nöral implantlar üzerinedir. Bu çalışmalar beyine mikroçipler takmak ve beyni kontrol altına almak için yapıldı. Şu ân elektromanyetik sinyallerle mikroçiplere ihtiyaç duymadan bu işlemi yapmaktadır." (Anahtar TV)

22) ZİHİN KONTROL OPERASYONLARI, Atilla Akar – Hakan Yılmaz Çebi – Ali Selman Demirbağ – Kürşad Berkkan, Profil Yayınları, İstanbul 2012.

– "Zihin kontrolünde iki yöntem sıklıkla kullanılıyor. Biri "Mançurya Kobayı", diğeri "MK-ULTRA" yöntemi. Mançurya Kobayı insanların fiziksel ihtiyaçlarını azaltarak, dirençlerini kırarak çözülmelerini sağlayan ve Soğuk Savaşı’nda sıklıkla kullanılan bir yöntem.MK-ULTRA deneğe 75 volttan başlayarak en üst sınıra kadar elektrik akımı verilmesine dayanan bir yöntem. Böylece kişinin direnme ve dayanma noktası ölçülüyor.Bugüne kadar birçok cinayet ve suikastın arkasında zihin kontrol vakaları olduğu iddia ediliyor. John F. Kennedy’nin katili Lee Harvey Oswald, bir zamanların efsanevi sarışını, film yıldızı Marilyn Monroe, John Lennon’ın katili Mark David Chapman’ın MK-ULTRA dahil çeşitli zihin kontrol operasyonlarına maruz kaldıkları iddia edilmektedir.Acaba bu yöntemler Türkiye’de kullanılmış mıdır? Bazı suikast vakaların arkasında zihin kontrol operasyonları var mıdır?Elinizdeki kitap zihin kontrol konusunda Türkiye’nin yetkin kalemlerin makalelerinden oluşmaktadır. Her bir yazı yazarları tarafından özenle hazırlanmıştır. Her ne kadar bu tür konulara bizde komplo gözüyle bakılsa da, asla öyle olmadığını kitabı okuyunca anlayacaksınız." (Tanıtım Metninden)

23) AKADEMYA KİTAB-DERGİ, II. Dönem, 1, 2 ve 3. sayılar.

Bu üç sayının tüm muhtevâsına ve Telegram konusudaki bilgilendirici birçok makaleye www.yeniakademya.org internet adresinden ulaşılabilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s