SURİYE DOSYASI /// MEHMET ALİ ÇELEBİ – Diktatörlükten Demokratik Federalizme : Suriye

Tükenmez dergisi/Bahar 2016

MEHMET ALİ ÇELEBİ – Diktatörlüten Demokratik Federalizme : Suriye

El yumruğu yemeyen kendini balyoz sanırmış. Koordinatların kaydığının ayrımına varamayan Baas rejimi kendisini öyle sandı, kimseyle diyalog kurmayacağını, bildiği yolda gideceğini söyledi. Rusya ile karşıkarşıya kalana kadar, desteklediği cihadist gruplar Kobane’den Gire Spi’ye, Şeddade’den Minih Havalanı’na kadar yenilgi üstüne yenilgi alıncaya kadar Türkiye de öyle bir havaya kapıldı. IŞİD ve El Nusra kendisini o şekilde konumlandırdı. Ancak 5 yıllık iç savaşta herşey berraklaştı, Suriye ve Rojava’da gerileyip zor durumda kaldılar. Ezilenlerin kavgasıyla şekillenen Rojava dinamiği ise ateşten devrim umudunu yüreklerinde ve sözcüklerinde çoğaltıp paylaşarak yeni tarihin yapımında hayati rol oynadılar.

BM kararıyla 27 Şubat 2016’da başlayan ateşkese rağmen Türkiye ve cihadist grupların saldırıları sürerken Rimelen’da 12-17 Mart 2016’da yapılan toplantılar ve 200 kişilik KURUCU MECLİSİ oturumunda Efrin, Cizire, Kobane, Girê Spî, Şeddadê, Halep, Şehba bölgelerinden Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Ermeni, Türkmen ve Çeçen halklarının Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistemi’ni kabul etmesi yeni bir dönüm noktası oldu. Kimlik dahi verilmeyen halk, YPG ve YPJ şeklinde gerilla-ordulaşarak, kantonlaşarak ilerledi ve süreci federalizme taşıdı. Paris Komünü yıldönümünde halklara armağan edilen federasyon kazanımı birçok aktörün kan döktüğü coğrafyada büyük bedeller sonucu gerçekleşirken Türkiye’nin de yeni bir “kırmızı çizgisi” oluştu.

Suriye’de eylem fitili, rejimin 15 Mart 2011’de Dera’da yönetime karşı duvar yazılaması yapan bir gence tahamül etmeyip işkence yapmasıyla tutuşmuştu. Kısa süre sonra bölgesel ve küresel güçlerin cephane ve ateşe odun taşımasıyla “Proxy Wars” sürecine geçilmişti. Diktatör Beşar Esad Rusya ve İran’ın üzengisi olurken; IŞİD, Avrupalıları, ABD’lileri kesmeye başlayıp Paris ve ABD’de saldırılar yapınca Obama ve Fransa, birçok noktada pişman oldu. İngiltere, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelere bağlı cihadist gruplar silah ve finansal destekli ölüm mangalarına dönüştü. Suriye ve Rojava harabeye çevrildi. Cesetlerin Ege ve Akdeniz kıyılarına vurmadığı hafta yok gibiydi artık. Türkiye, mülteci akınını araçsallaştırıp AB’ye karşı “Kayseri Pazarlığı” olarak kullanırken ABD ve AB de akını durdurma karşılığında Kürtlere yönelik katliamlara sessiz kalıyordu, I. Dünya savaşı ve II. Dünya Savaşı sürecindeki soykırımlara destek veren Almanya vu kez Şansölye Angele Merkel eliyle kötücül rol oynuyordu. Nazi katliamlarından kaçan 769 Yahudi mültecinin olduğu “Struma Gemisi” nasıl ki 72 gün boyunca İstanbul Boğazı’nda beklediği halde yolcuların çıkmasına izin vermeyen Nazi müttefiki dönemin Ankara’sı, gemiyi Karadeniz’e gönderip batmasına ve 2’si hariç tüm yolcuların boğulmasına neden olduysa 21. yüzyılın ilk çeyreğinde AKP ile pragmatik ittifak yapan Merkel benzer rolü Türkiye’deki Kürtlere ve Rojava dinamiğine karşı oynuyor, Suriye’de kanı çoğaltan sağlayan Ortadoğu ülkelerine silah satışını sürdürüyordu. İşte Demokratik Federalizm, insanlığı tehdit eden bu gidişata son vermek için Ortadoğu için büyük bir fırsat ortaya çıkarmıştır.

Federalizm basamakları çıkılırken:

Federalizm hangi zeminde ortaya çıkmıştı? “yanlış hayatın doğru yaşanacağını” dayatan paradigmaları sarsan Demokratik Federalizm, Baas rejiminden umudunu kesmeyen bazı oluşumların itirazlarına rağmen ilan edilmiştir. Çünkü Suriye muhalefeti diye ortaya çıkanlar, bölge ülkelerin güdümüne girip rejime benzeşince, ayrımcılığa, sivil katliamlarına, baş kesmelere başvurunca baştan kaybetmişti. Arkasındaki ülkeler de geri geri basmak zorunda kalmıştı. Gire Spi, Tişrin, Til Rifat, Minih Havaalanı, Hol, Şeddade gibi yerlerin YPG’nin ana sütunu olduğu HSD tarafından özgürleştirilmesiyle, DAİŞ ve El Nusra, Ahrar-u Şam gibi güçlerin çıkarıldığı Arap kentlerinde de Rojava’ya güven telkin edilmesiyle federalizm vizyonu iç savaşın 5. yılına gidilirken mayalanmıştı. Kürtler ile diğer halklar arasında suni denge değil gerçek anlamda bir eşitlik ilişkisi kurulması federasyon inşasına can suyu olmuştu. 2016 Şubatın son haftası MSD Eşbaşkanı İlham Ehmed’in “Uluslararası güçlerin içinde olduğu yapılan tartışmalarda ortaya çıkan gözlemler Suriye’nin 3 federal bölgeden oluşacak bir yapıya sahip olması gerektiği yönde” şeklindeki açıklaması sonrası Rusya topa girmişti. Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, soru üstüne “Eğer (Cenevre) görüşmelerinin katılımcıları bu sistemin en uygunu olduğu ve bunun, Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmuş, laik, bağımsız ve egemen bir devlet olarak kalmasını sağlayacağı fikrine varırlarsa, o zaman kim buna karşı çıkabilir? Başka bir sistem seçilirse, bu sistemin Suriye’den binlerce kilometre uzaktaki bir yerden dikte edilmediğini ve görüşmelerde üzerinde anlaşmaya varıldığını görürsek, o zaman bu, bizim için bir mesele de olmaz” diyecekti. (29 Şubat 1016/Sputnik ajansı)

Ardından ABD yönetiminden yorumlar gelmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby: “Eğer bana Kürtler için özerk bir bölge isteyip istemediğimizi soruyorsanız bunun yanıtı hayır… Siyah beyaz kadar net bu” diye konuştu. (4 Mart 2016/aljazeera.com.tr) Derken BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura, Cenevre-3 ikinci raund öncesi Al Jazeera’ya “Bütün Suriyeliler ülkenin bölünmesine karşı. Ancak federal yapı Cenevre’de görüşülebilir” açıklaması yaptı. (10 Mart 2016)

Tabi Şam rejimi hemen pençe göstermeye kalktı: Suriye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Şam’da basın toplantısında federal yönetimlerden söz etmeyi reddettiklerinin altını çizdi. (Suriye ajansı SANA/ 12 Mart 2016)

Rusya’da ses bu kez Cenevre-3 konferansının ikinci raundunun başladığı gün Tunuslu mevkidaşı Hamis El Cinavi’yi ağırlayan Dışişleri Bakanı Lavrov’dan çıktı: “Suriye hükümeti ve Suriye muhalefetinin tüm grupları tarafından, ülkelerinin gelecek yapısıyla ilgili varılacak anlaşma her ne olursa olsun, bunu destekleriz. Bu, Suriye’nin federal yapıda mı, adem-i merkeziyetçi bir yapıda mı ya da üniter yapıda mı olacağına Suriyelilerin karar vermesi gerektiği anlamına geliyor.” (Sputnik ajansı/14 Mart 2016)

Tahran, Şam, Ankara zaten kökten karşıydı kanton ve federalizme. Federalizm ilan edildikten sonra kendileri birer federal sistem olan ABD ve Rusya’nın “körfez ülkeleri, Türkiye kızmasın” bahsinde açıklamalar yapmaları dikkat çekti. Örneğin Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, 17 Mart 2016’da RİA Novosti’ye açıklamasına Kürtlerin federal sistemi sorulduğunda “Tek taraflı kararlara varılamaz” dedi. Aynı gün ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Suriye’de belli bölgelerde otonom bir yönetimi desteklemediklerini söyledi. (www.state.gov)
Kendilerinin neden 22 ülke kurduklarının izahın yapamayan Arap Birliği de federasyona karşı çıktı. Lakin günün sonunda “De facto” olarak kabul etmek zorunda kalacaklar. Çünkü aksi, körfezden Atlantik’e İhvan-Selefi çizgisiyle IŞİD çizgisi hakim olursa, Rusya’nın üslerini boşaltması, ABD’nin tasa tarağı toplaması anlamına geleceği; İsrail güvenliğinin riske gireceği, Akdeniz enerji kaynakları üstünde söz sahibi olma hayalinin kabus olacağı kaygısı hücrelerine sindi bir kez.

Rakka düşerse ABD ve Rusya muhtaçlığı sürer mi?

Federal sisteme gidilirken, ABD ile Rusya, alan paylaşımı yapmıştı. Örneğin, ABD uçakları YPG-HSD’nin Şeddade hamlesine destek verirken, Rusya uçakları HSD-YPG güçlerinin Fırat’ın doğusundaki Ezaz, Tel Rifat, Minih bölgesindeki hamlelerine destek veriyordu. Rojava yönetiminin Rusya’nın başkenti Moskova’da resmi temsilcilik açması (10 Şubat 2016. İlk Temsilci Rodi Osman oldu) tartışmaları yoğunlaştırdı. Bu da İngiltere gibi aktörlerin sızlanmalarını getirmişti. ABD’nin YPG’yi desteklemekten vazgeçebileceği yorum ve senaryoları gündemleşti. ABD’nin de masa altı ajandası vardı. ABD ısrarla HSD-YPG’yi önce Rakka’ya yönlendirmek istiyordu. Musul ve Rakka düşerse ABD, artık YPG’ye muhtaç olmayacak, Türkiye ile ilişkileri rahatlayacak hesabındaydı. TEV DEM Yürütme Kurulu üyesi Zelal Ceger’e, kritik yerler alınırsa ABD, YPG ile kooridansyonu sürdürür mü diye sordum… İşte Zelal Ceger’in yanıtı: “ABD YPG’den vazgeçemez. Çünkü DAİŞ’e karşı savaşan tek güç YPG’dir. O yüzden Amerika ‘YPG olmazsa bu DAİŞ bitmez’ diyor… Tabii ABD’den faydalanıyoruz. ABD de havadan destek veriyorsa, Ortadoğu’ya ayak basmak istediğinden. O da destek vererek kendisini hakim kılmak istiyor. Biz halkımızı, Suriye’yi bu DAİŞ vahşetinden korumak için faydalanıyoruz. Bizim için önemli olan halktır. O yüzden Meclisa Suriya Demokratik ilan ettik. Bizim dışımızdaki herkes bir devlete bağlı savaşıyor; Türkiye, Katar, Rusya, İran, Amerika, herkes var.”

PYD Avrupa Örgütlenme Sorumlusu Zuhad Kobani’ye de sordum: “YPG ile koordinasyon var. Sürdürmeleri dengelere bağlıdır. Biz temel aktörüz. YPG’siz yani bizsiz Amerika ayak basamaz Suriye’de. Amerika biliyor ki, DAİŞ’e karşı tek dayandığı güç Rojava’dır. Onun için Amerika’nın YPG’den vazgeçme durumu kolay kolay olmaz. Ruslar da bunu biliyor. Biz bir aktör haline dönüştüğümüz zaman Rusya ile de ilişkileri geliştirmeye çalıştık. Rusya televizyonunda da ikisiyle de ilişkilerimiz var demiştim. Rusya da ilişkileri dengede sürdürmeye çalışıyor.”

İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond’un, Rusya ile YPG arasındaki koordinasyondan kaygı duyduğu açıklaması konusunda da Kobani: “Biz onu reddediyoruz. Türkiye baskısı altında, bizi daraltmak için söylenen şeyler. Biz geliştikçe ve meşrulaştıkça orda onların projeleri suya düşecek. Kürtler temel güçtür. Kürt’süz sorun çözemezler. Rusya da bize muhtaçtır. Bu Suriye’de bizim yürüttüğümüz yaratıcı politikalara da bağlı.”

PYD, ABD temsilcileri ile sık sık görüşüyor. Zuhad Kobani’ye, ABD’nin Rusya ile ilişkilere mesafe koymayı gündeme getirip getirmediğini sordum: “Yok. Kendi öz irademizle ilişkileri geliştiriyoruz. Güçlere göre kendimizi ayarlamıyoruz.”

Ya Davutoğlu’nun kriz yaşadıkları Mart 2016’da gidip Cumhurbaşkanı Ruhani ile Suriye-Rojava’yı görüşmesi: “Türkiye zayıf noktaya düştü. İran’ın ayağına gitti. ‘Bak Rojava’da eğer Kürtler statü kazanırsa yarın sizin için de bizim için de tehlikeli olur. Onun için tavır koymamız gerekir’ dediler.”

Rusya’nın taktiksel çekilişi:

Paris Komünü’nün 145. yıldönümünde Çita çevikliğiyle Rojava komünarları federalizm hamlesiyle tarihi sonuçlara varırken, Rusya beklenmedik bir adım atıyordu: Taktik çekilme. ABD, İran ve Şam’ı bilgilendirdiği anlaşıldı, ancak herkes için Putin’in çekilme kararı alması sürpriz oldu. Federasyon için toplantılar 12 Mart’ta başlamıştı, 14 Mart’ta da Cenevre-3 görüşmelerinin ikinci etabına start verilmişti. Rusya iç savaşın tam da yıldönümünde 15 Mart’ta Suriye’deki uçaklarının bir kısmını çekti. Putin, çözüm istediği havası vermek, kriz içindeki ekonomiye nefes aldırmak, Ukrayna’ya biraz daha yoğunlaşmak, Davutoğlu’nu Mart 2016’da ağırlayan İran Cumhurbaşkanı Ruhani’ye federasyonu joker gibi göstermek, İran-Suriye güçlerine “biz Rusya gücüne hala muhtaçmışız” dedirtmek için çekildi Rusya. Yoksa hedeflediği başarı yoktu ortada. Çünkü cihadistler geriledi, ancak ülkede ellerinde hala çok yerler kalmıştı. Nitekim dönüp hava harekatı desteği vererek Baas rejiminin Palmira’yı geri almasını sağladı. (27 Mart 2016) Bölgede anlaşma olduktan sonra da nüfuzunu sürdürebilmek, İran’ı dengelemek için Rusya, federasyonu fiilen tanımak zorunda kalacak. Aksi üniter yapı içinde şimdi ilişkili olduğu güçler de kendisine pek ihtiyaç duymaz. Ancak farklı etnik ve dini temeldeki yönetimler arasında, yani-anti-üniter yapı arasında dengeleyici rol üstlenerek at koşturabilir. Batı da Brüksel’deki IŞİD katliamı (18 Mart 2016) sonrası yeni kredi açtı. Dolayısıyla Rusya, Cenevre-3’ten anlaşma çıksa bile Halep ve İdlib, Lazkiye kırsalını garantiye almadan tribüne çekilmez.

ABD, Libya ve Akdenzi kıyısı:

Suriye’deki kaosun derinleşmesinde rolü olan, cihadistleri destekleyen ülkelere net tavır alamayan ABD’nin zorlanması da katmerleşecek. Çünkü, IŞİD zihniyeti Basra Körfezi’nden Atlantik Okyanusu’na 22 Arap ülkesinde de zemin bulacak potanisyel biriktirdi. IŞİD, Musul, Deyr Zor, Rakka, Cerablus, Minbiç (Mimbiç) gibi yerlerden çıkarılırsa, sonrası için bir ABD planı yok. ABD Başkanlık seçimleri öncesi de netleşmesi imkansıza yakın. Erdoğan’ı epey peşisıra sürdündürdükten sonra randevu verip 50 dakika görüşen Obama (31 Mart 2016), bu plansızlık nedeniyle hem IŞİD’in Cerablus ve Minbiç’ten çıkarılmasına engel olan Türkiye ile hem PYD-YPG’yi idare etmeye çalıştı. Görüşme sonrası, hem Minbiç’e HSD-YPG hamlesine havadan destek gözü kırptı, hem El Rai-Ezaz bölgesinnde bazı yerleri IŞİD’den alması için MİT destekli gruplara hava desteği verdi. Çifte koridor olmuş olacak böylece. Kobane-Efrin kantonları Minbiç koridoru üstünden birleşirken, Türkiye sınırında MİT destekli grupların koridoru olmuş olacak. Baskı artarsa IŞİD muhtemeldir ki başkenti Rakka’dan ilk alternatif Libya’ya taşıyacak. Bu da Mısır, Tunus, Cezayir ve Fas gibi Akdeniz kıyısı ülkeleri ile denizin karşısındaki İspanya, Portekiz, İtalya gibi AB ülkelerinin güvenliğinin ciddi tehdit altına girmesi, insan ve petrol kaçakçılığının artması demektir. Kürtlere mecburiyetleri katmerleşecek yani. Bu Türkiye ile yeni krizler yaşamaları anlamına gelecek. Libya için de yeni stratejiler geliştirmek durumundalar.

Minbiç hamlesi:

Velhasıl Ortadoğu’nun çehresine yeni ifadeyi, Ortadoğu sosyolojisini asimilasyon balyozuyla örselemeyi sürdürmek isteyenlere karşı devrimi inşa edenlerin Newrozlaşan diyalektik meydan okuyuşları kazandıracak. Federasyon ilanı sonrası diplomasi atağı ve yeni Toplumsal Sözleşme (Anayasa) hazırlığı bunun basamağı. Diğer basamak Mimbiç Askeri Meclisi’nin oluşturulması. (2 Nisan 2016) Hemen sonra Kobane’ye bağlı Sirrîn kasabasında Kürt, Arap, Çerkes ve Türkmenlerden 43 kişi MİNBİÇ KURUCU MECLİSİ kurulması. (5 Nisan 2016) Bir sonraki adım YPG-HSD’nin Minbiç hamlesi olacaktır. Kobane-Efrin’e gündeyden koridor açılacaktır yani. Kürtler her seferinde seçeneksiz olmadıklarını gösterip askeri-siyasi santrançlarını ona göre oynadı. Yeni hamlelere hazırlık var. Baas diktasının formalite yeni seçimine ve Cenevre-3 ikinci turuna bakan halklar resmi tarih ezberlerinin esiri olan Ankara-Riyad-Tahran zihniyetine karşı Rojava modeli etrafına buluşacaktır. Ateşkesin başladığı gece Gire Spi’ye IŞİD’i sızdırıp sivil katliam yaptıranların utanç sayfalarında kimse kalmak istemez. Çok net bir örnek daha. 9 Mart 2016’da IŞİD, Şii Türkmenlerin yoğun olduğu Kerkük’e bağlı Tuzhurmatu’da kimyasal silah kullandı. Yüzlerce kişi etkilendi, ikisi çocuk 3 kişi sonraki günlerde hayatını kaybetti. Her yere hançeresini yırtarcasına laf yetiştirmeye çalışan, ekonomik, askeri hedefleri için mezhep kartı kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, Şii Türkmenler olunca sessiz kaldılar. IŞİD’in Musul işgali sonrası dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu 7 Ağustos 2014’te NTV’ye mezhepçiliğini konuştururken şunları dememiş miydi: “Telafer’de yaşanan sadece bir IŞİD-Türkmen çatışması değildir. Maalesef Sünni Türkmenlerle Şii Türkmenler arasında fitne tohumları ki bunda Maliki hükümetinin Şii Türkmenler üzerinden Sünni Türkmenleri baskı altına alması çabası da var, Şii Türkmenlerin radikalleşmesi çabası da var.” Şubat ayında gidişatı durduracağını zannederek “Ey Amerika! Size kaç kere söyledim. Siz bizimle beraber misiniz yoksa bu terör örgütü PYD ile YPG ile mi berabersiniz?” diyen (10 Şubat 2016/TRT Haber); sonraki günlerde YPG’nin “terör listesi”ne alınası için kampanya yürüten, birkaç gün sonra sınır topçularına Rojava’yı bombalatan, Obama ile görüşme sonrası Ankara’da ABD heyetiyle ile pazarlıklar yaptıran Erdoğan gidişatı artık çeviremez. Devrimci görev, nefret ekip halklar arası makası açanlara karşı; Ortadoğu’da yaşamın, siyasetin, sanatın, eğitimin demokratikleşmesi için devrimci Rojava dinamiği desteklemektir.

* Tükenmez dergisi/Bahar 2016 sayısından

Reklamlar

One thought on “SURİYE DOSYASI /// MEHMET ALİ ÇELEBİ – Diktatörlükten Demokratik Federalizme : Suriye

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s