EĞİTİM DOSYASI /// Naci Kaptan : Sophokles’in Antigone kitabından namaz kılan Örümcek Adama

"Gençlerini kitapla beslemeyen toplumların sonu acıdır." Ovidius’da(İ.Ö. 43 – İ.S. 17)

Yer Savaştepe Köy Enstitüsü

Tarih 22 Nisan 1943

Öğrencinin azık torbasında Sophokles’in Antigone kitabı vardı …

İsmet İnönü Cumhurbaşkanı olarak Savaştepe Köy Enstitüsüne geldi.Enstitüde yapılan çalışmaları inceledi.Derslere girip denetimlerde bulundu.Çalışmalardan çok memnun kaldı.Kız öğrencilerin öteki enstitülere göre daha fazla olması onu çok duygulandırdı.Enstitüyü dolaşırken kümes nöbetçisi Hatice Kolukısa’yı gördü.

"Ne yapıyorsun" diye sordu, O da nöbetçi olduğunu söyledi.Sonra azık torbasında neler olduğunu görmek istedi.Öğrenci azık torbasını açtı,içindeki köfte,peynir ve ekmeği gösterdi.Ayrıca gazete kağıdına sarılı olanları işaret ederek "Onda ne var ?" dedi.

Hatice de "Okuyacağım kitap" diye yanıtladı.Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan Sophokles’in Antigone kitabını gösterdi. İnönü kitabı aldı. Çevresindekilere anlamlı anlamlı baktı.Daha sonra Abdurrahman Nazif Gürman Paşaya döndü ;

"Paşam bu kitap yeni çıktı,henüz Ankara’da bile okunmadı.Askerlerimizin, köylülerimizin,işçilerimizin kumanyasına kitap eklenirse o zaman Türkiye gerçekten kalkınmış olur.Bağımsızlığımız için savaştık.Şimdi sıra cehaletle savaşımda.Eğitim seferberliğinde de başarılı olmayız.Burada çalışanlar eğitim savaşçılarıdır.Bu kurumları yürekten desteklemeliyiz" ( Kitap – Savaştepe Köy Enstitülü Yıllar – sayfa 23-24 )

Köye eğitim hizmeti 1936 da başlamıştır.Bu tarih de 35.000 köyde ilkokul yoktur. 16 Milyon nüfusun 12 milyonu köylüdür. Bunlardan erkeklerin yüzde 76.7’sı kadınların ise yüzde 91.8’i okur-yazar değildir. Köye eğitim hizmeti 1936 da başlamış ve bu tarih de 35.000 köyde ilkokul yoktur. 16 Milyon nüfusun 12 milyonu köylüdür.

Eğitimin beşiği Köy Enstitüleri!..

Kısa sürede “üreterek öğrenme” algısını olağanlaştıran Köy Enstitüleri uygulamalarıyla bir yandan toprağın, suyun niteliğinden, niceliğinden habersiz köylü toplumu uyandırılmaya çalışılırken, bir yandan da gelişmenin ve toplumsallaşmanın en korkunç engeli olan feodalizmin kendi içinde çökertilmesi amaçlanıyordu.

Köy Enstitüleri Türkiye’yi aydınlık geleceğe taşıyabilecek eğitim kurumlarıydı.Eğitim süresi 5 yıldır. Öğrencilerin ilk üç yıllık başarı düzeylerine bakılarak en başarılılar öğretmenliğe geri kalanlar öteki köy hizmetlerine (sağlık memuru,tarım elemanı ,ebe,vb.) yönlendirilecektir. Bu enstitülerden mezun olanlar atanacakları köylerde 20 lira gibi küçük bir aylık karşılığı 20 yıl mecburi hizmet yapacaklardır.

Saygın Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ;

"Biz,istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü, ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin verene dek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir. Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine,köye devrimci düşüncenin adamını göndermeyi isteriz."

Köy Enstitüsünden yetişmiş olan değerli yazarlarımızdan Talip Apaydın şöyle der ;

"Biz köy öğretmenleri bunun için yetiştiriliyorduk. Halkı okutup uyandıracaktık. Yoksulluktan karanlıktan Ortaçağın yanlış inançlarından kurtaracaktık. Halk düşmanları ile savaşacaktık. Her gün her derste bunu işitiyor bunu düşünüyor bunu konuşuyorduk.”

Okuldaki Bir öğrenci ders kitapları dışında yılda 24 kitap okumak zorundaydı. Okunan olan kitaplardaki konular tartışmaya açılır ve öğrencinin okuduğu metin üzerinde düşünmesi sağlanırdı. Okunan kitapların büyük bölümü Hasan Ali Yücel döneminde tercüme edilen klasiklerden oluşmaktaydı.

1940’lı yıllarda bir köy enstitüsü öğrencisi dünya klasiklerinden yılda 24 kitap okuyup da okuduğunu tartışmaya açarken bizlere ne oldu da kitap okumayan bir topluma dönüştük ?

Bunun vebali Türkiye’nin gelişmesini istemeyen emperyalizm ve onların dümen suyunda giderek halkın bilinçlenmesini istemeyen iktidarlardır.

2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan "Türkiye Okuma Kültürü Haritası"ndaki sonuçlara göre Türkiye’de nüfusun %30’u okuma yazma bilmiyor !

TÜİK tarafından ortaya konulan okuryazarlık oranı şöyledir; (2011 yılı baz alınmıştır)

Erkek nüfus:
okuma yazma bilmeyen: 553.704 (%1,70)
okuma yazma bilen: 32,013,033 (%98.30)

Kadın nüfus:
okuma yazma bilmeyen: 2,617,566 (%8,06)
okuma yazma bilen: 29,876,706 (%91,94)

2012 yılı araştırma sonuçları ise oldukça farklı ;

UNESCO Türkiye Milli Komitesi (UTMK) Eğitim Komitesi Başkanı Prof.Dr. Mustafa Safran şöyle diyor ;

Türkiye’nin dünya okuryazarlık sıralamasında ilk 20’de yer aldığını dile getirerek, erkeklerde okuryazarlık oranının yüzde 97, kadınlarda yüzde 79 ve genel ortalamanın da yüzde 93 olduğunu dile getirdi.(Aslında kadın,erkek nüfus oranına göre genel ortalama %86 gözüküyor)

Yukarıdaki verilere göre 2013 Türkiyesi 21.Yüzyıla yaklaşık %90 okuryazarlık oranıyla giriyor.Yöneticiler ise yeni bir okuryazar seferberliği yerine ilköğretimden başlamak üzere çocuklara Arapça ve Din dersi ağırlıklı bir eğitim programı dayatarak ülkenin geleceğini çağdaş bilimden uzaklaştırıyor.

Aşağıda kitap okuma alışkanlığımız hakkında araştırma bilgileri var.
Araştırma sonuçları bizler için üzücüdür.Halk deyişiyle ;

"Herkes aya ,biz yaya"

Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyor
Bir isviçreli bir yılda ortalama 10 kitap okuyor.
Bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap okuyor
Türkiye’de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor.
Türkiye’de okuma alışkanlığına sahip olan kişi sayısı ortalama 40 bin kişi

Konuyla ilgili açıklama yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gülmira Kuruoğlu, "Türkiye’de on binde bir kişi kitap okuyor yılda. Yani bizim çok geride olduğumuzu çevremize baktığımızda da görüyoruz. Okuma türlerine baktığımızda da genelde aşk kitapları okunuyor" dedi.

Kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçika ve Avusturyalı 100 dolar, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar iken, Türkiye’de bir kişi kitaba, yılda ancak 0,45 dolar harcıyor.

2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan "Türkiye Okuma Kültürü Haritası"ndaki sonuçlara göre, İngiltere ve Fransa’da düzenli kitap okuma alışkanlığı %21 iken,, düzenli kitap okuyanların oranı ise %0.01.

2011 yılı bilgilerine göre 2006 – 2011 seneleri arasında Anadolu’da 10 binin üzerinde kitapçının kapandığı bildiriliyor.

Türkiye’de günde ortalama beş saat televizyon seyredilirken, kitap okumaya yılda sadece altı saat ayrılıyor. Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Kurucu Genel Başkanı – Yazar Mehmet Doğan’a göre: "Ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyor.

Dünyada Bir Yılda Ders Kitapları Hariç Basılan Kitap türü Sayısı

Amerika 72 000
Almanya 65 000
ingiltere 48 000
Fransa 39 000
Brezilya 13 000
Türkiye 6 031

Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. ibrahim Ortaş konuyla ilgili ele aldığı makalede "Devlet kitap okumayı kötü gösterdi" alt başlığıyla doğrudan bir eleştiri getiriyor. Ortaş makalesinde şöyle devam ediyor :

"12 Eylül sonrası kitap okumak kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü. Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak sistemi eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı. Çok genç yaşta evden başlayarak sürekli dövülen, ‘Sus sen bilmezsin, ‘ ‘aklın ermez, ‘ ‘büyüğüne saygı, ‘ ‘otoriteye saygı’ kişinin kişiliğini önemli ölçüde zedelemiştir. Kitap okuma alışkanlığı kazanamamış toplum ne yapacağını bilemeyecektir. Kitapların bir taraftan yasaklanması, diğer taraftan yayıncıların yasaklanması yanında pahalı olması kitap okumanın önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası’ndan yapılan açıklamaya göre, kitap okuma oranının yüzde 4, 5 olduğu Türkiye’de yılda sadece 23 milyon adet kitap basılıyor. Japonya’da ise bir yılda basılan kitap adedi 4 milyar 200 milyon. AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye’de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor.

Türkiye’de dergi okuma oranı yüzde 4, gazete okuma oranı yüzde 22, radyo dinleme oranı yüzde 24, televizyon izleme oranı yüzde 95.

8 milyon Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılırken, 75 milyona yakın Türkiye’de bu rakam ortalama 2 bin – 4 bin dolayında. Çünkü Türkiye’de okuma alışkanlığına sahip kişilerin sayısı 70 bin dolayında.

Türklerin kitap okumaya ayırdığı zamanı, Norveçli 300’e, ABD’li 210’a, İngiliz 87’ye, Japon 97’ye katlıyor.

Birleşmiş Milletler’in insani gelişim raporunda ülkeler kitap okuma oranına göre sıraya dizilmiş. Türkiye 86 ncı sırada.

Dünyada çocuklara özel günlerde kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140. Sırada yer almaktadır.

2007 rakamlarına göre Japonya’da bir kişi yılda 27 kitap okurken,
Türkiye’de 6 kişi bir kitapı okuyor.

2012 yılında ümit verici gelişmeler olduğunu Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Onur Bilge Kula’nın açıklamasından öğreniyoruz ;

Türkiye’de 2011 senesinde yayın sektörünün güçlenmesi, çeşitlenmesi ve farklılaşması açısından önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Kula,

”Geçen yıl Türkiye’de muhteşem gelişmeler oldu. Yayın sektöründe geçen yıl 43 bin 200 kitap için uluslararası standart kitap numarası (ISBN) alındı. Bunlardan büyük bölümü sosyal bilimler, beşeri bilimler ve kültür alanına ait” dedi. Edebiyatın ise bunların 15 binini oluşturduğunu belirten Kula, yayın sektörünün geçen yılki durumunu ise şöyle özetledi:

”Bizim için en önemlisi, Türkiye’de edebiyat üretiminin katlanarak artmasıdır. Edebiyat üretimi deyince başta roman, hikaye, şiir ve drama anlaşılıyor. Bir rakam vereyim, 2010 yılında Türkiye’de 570 roman yayımlanmıştı, 2011 yılında 1851 roman yayımlandı. Üç kattan daha fazla, muhteşem bir gelişmedir bu. Bizim ülkemizin, toplumumuzun çok iyi bir avantajı var.

Türkiye, çok genç bir yazar kadrosuna sahip. Bu yazarlar içerisinde kadınların da çok büyük bir payı var. Kadın yazarlarımızın sayısı gurur verecek ölçüde artıyor. Ayrıca bu kadın yazarlarımız hem çok iyi eğitimli, hem yabancı dil biliyorlar, hem de dünya bilgi ve deneyimleri çok sağlam. Bunlar toplumumuz açısından övünç verici gelişmeler Türk edebiyatının dünyanın 42 dilinde, 50’den fazla ülkede okunduğunu aktaran Kula, geçen yıl Türkiye tarihinde ilk defa Türkiye Okuma Kültürü Haritasını yayımladıklarını anımsattı.

Türkiye çapında çok ciddi bir alan araştırması yaptıklarını anlatan Kula, ”Bu araştırmaya göre Türkiye’de kişi başına 7.2 kitap okunuyor. Zaten bu sayı bizim ISBN numarası ile 43 bin 200 çeşit ISBN numarası alarak yayımlanmış kitaplar”

Çok az sayıda, ama nitelikli kitaplar çıkardıklarını ifade eden Onur Bilge Kula, geçen yıl okurla buluşturdukları eserlerin tematik seçimle hazırlandığını söyledi. ”Felsefe ve Bilimin Doğulu Öncüleri” temalı 5-6 kitap yaptıklarını belirten Kula, ”Evliya Çelebi’ye kadar uzanan bir yelpazede, bunun içinde Yunus Emre de Şeyh Bedrettin de olacak” diye konuştu.

Yukarıda sayılan kitapların arasında Dünya klasiklerinin adı geçmiyor ?

Aydınlık ve bilgili kuşakların yetişmesi için olması gereken kitaplar 1940 yılında basılmaya başlanmıştı.Hasan Ali Yücel’in katkılarıyla ilk kez yayın kongresi düzenlendi ve Çeviri Kurulu oluşturuldu.Tercüme Bürosu kuruldu ve klasiklerin çevirilerine 1940 yılında başlandı.1946’ya gelindiğinde 467 klasik çevrilmişti.Bu rakam 1950’de 676’ya ulaşmıştı. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı bu kitapların satılması için yurdun değişik bölgelerinde yayınevi adı verilen satış yerleri açtı.

Emile Zola,C.F.Meyer,Emily Bronte,Destoyevski,Cervantes,Alphonse Daudet,Charles Dickens,Francis bacon,Aristotales,Arthur Rimbaud,Stendhal,Platon gibi yazarların kitapları toplumun okumasına sunuldu.

Şimdilerde ise öğrenim çağındaki çocuklarımıza çağdaş aydınlanma yolunu açacak,

Felsefeyi,bilimi,evrensel kültürü öğretecek kitapları okuma alışkanlığı kazandıracak uygulamalar yerine Kuran-siyer-Arapça öğrenmesi istenmektedir.Emperyal destekli bir din devleti isteyen AKP iktidarı Milli eğitimimizi de bu amacına göre şekillendirmektedir.

Çağdaş ve evrensel kültür ve bilim dışlanmakta , doğmatik ,gelişmeye kapalı din eğitimi uygulamaya sokulmaktadır.Böylesi bir model içinde çocuklarımıza da hurafe ve yanlış bilgilerle dolu sözde dini içerikli kitaplar verilmektedir.

İşte böyle sayın okur;

Öğencinin azık çantasındaki Sophokles’in Antigone kitabından" Namaz kılan örümcek adama" geldik !!!

Naci Kaptan

23 Mart 2013

KAYNAKÇALAR ;

* http://www.matbaacilarodasi.org.tr/?Syf=26&Syz=73862
* http://www.gazetea24.com/haber/turkiyede-kitap-okuma-orani-dusuk-degil-ama_102713.html
* http://yenisafak.com.tr/kultur-sanat-haber/turkiyede-kitap-okuma-orani-001-30.11.2012-427386

* http://bilgibirikimi.net/2012/10/30/turkiyede-okuryazarlik-oranlari-tuik-okuryazar-olmayanlarin-sayisi/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s