UFO DOSYASI : Dünya Dışı Uygarlıklar Dost mu, Düşman mı ?

Dünya Dışı Uygarlıklar Dost mu, Düşman mı ?

Öncelikle bu konuya, yani Dünya Dışı Uygarlıkların varlığına, şüphe ile bakanlara seslenmek istiyorum! Birçok insan, tüm dünyada, hala bu olgulara şüphe ile yaklaşmakta. Şüphecilerin çoğunluğu DİN kökenli toplumlar. Savunmaları da;

o kadar uzaktan gelip bizleri yok edebilecek teknolojilerinin olması çok zor.

Biz bile (burası çok komik geliyor bana) uzaya zar zor gidiyoruz.

Işık hızı denilen teknolojiye henüz ulaşmadık ve çok uzun yıllar sonra bile bu teknolojiye ulaşmamız da zor görünüyor.

Bu ve benzeri önerileri öne sürenlere şunları söylemek istiyorum:

1. Dünyanın ve sonrasında insanların bu dünya üzerindeki varlığı, şimdiki bilgimize göre, birkaç milyon yıl ki buna milyar yıl diyenler de var. Başka galaksilerde ya da bizim galaksimizdeki başka gezegenlerde evrim konusunda bizlerden milyarlarca yıl ileride bazı canlıların olması ihtimalini unutuyorsunuz!

2. Fizik kurallarından birisi olan UZAY ZAMAN BÜKÜLMESİ konusunda biraz araştırma yapmanızı öneririm. Bu link incelemenizi ve aşağıdaki videoyu izlemenizi rica ediyorum.

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=rEiep-yv6hE

3. Işık hızı ise, CERN’de yapılan deneylerde ki bu konuda yazımız da mevcut, bilim adamları IŞIK HIZINI geçtiklerini (çok kısa bir süre bile olsa) bildirdiler. Yani uzayda o kadar hızlı yol almak için henüz erken olsa da, bunun imkânsız olmadığını gösteren umut verici bir gelişme.

4. Holywood filmlerinde kullanılan bazı terimler vardır: Warp Drive ya da EM Drive. İşte bu olaylar da gerçekleşmek üzere. NASA bu konularda çalışmalara hız kazandırdı ve olumlu sonuçlar da alıyorlar. Warp Drive konusunda Mirror gazetesinin yazısını incelemenizi öneririm. EM Drive için ise bu linki incelemenizi öneririm (Türkçe).

5. Paralel evrenler ve Çoklu Evren ise incelenmesi gereken bir başka başlık. Paralel Evrenlerle ilgili olarak Fizikist sayfasındaki makaleyi okumanızı öneririm. Çoklu Evren konusunda space.com sayfasındaki bu yazıya göz atmanız, konu hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır.

Şüpheciler için birçok kaynak mevcut ama önemli olan ARAŞTIRMAYA istekli olmak. Hızlı gelişen teknolojilerden biri olan Bilgisayar ve İnternet kullanılarak, çok fazla kaynağa ulaşmak mümkün! Maalesef, Türkçe kaynak bulmak çok zor! Ülkemiz bilim adamları daha farklı konulara el atmış durumdalar. Gerçekten bu konularda araştırma yapmak isteyenler de birçok engelle karşılaştığı için, ağırlıklı olarak İngilizce ve başka bazı dillerde de yayın bulmak mümkün.

Konu başlığımıza tekrar dönersek, çok uzun süredir bu konu ile ilgili değişik sayfalarda yazılar görüyorum. İncelediğimde ise, bazı türlerin dost olduğu ve Dünya’yı korumak için çalıştıkları yönünde fikirler öne sürülürken, bazılarında da oldukça düşmanca yaklaşımlar sergiledikleri ve özelde Dünya’yı ve genelde İnsanlığı sömürmek istedikleri, deneyler yaptıkları, köleleştirmek istedikleri ve hatta istila ederek, insanlığı yok etmek istedikleri şeklinde fikirleri savundukları görülüyor.

Peki, bu Dünya Dışı Uygarlıklar gerçekten dost mu düşman mı?

Bu konu ne kadar göreceli de olsa, yazılacaklar yorumdan öteye gidemez. En azından gariban bir blog yazarı olarak! Çünkü elimde öyle dolaplar dolusu dosyalar, istihbarat bilgileri, itiraflar falan yok. Bunlar olmasa da, okuduklarım ve internetten derlediğim bazı veriler, hem dost hem de düşman olabileceklerini gösteriyor. Zaten bu da doğanın kanunu değil mi? Bir şey ya dosttur ya da düşman! Bu mantıkla baktığımızda, dost olan Dünya Dışı Uygarlıklar var demek ne kadar doğru ise, düşmanların da olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Dostlar ne yapıyor peki?

Okuduklarımdan edindiğim izlenim şu: en başta teknolojik yardımlar yapıyorlar ve bu çok mantıklı geliyor. Neden mi? Şöyle bir geçmişi inceleyelim. Önceleri her 100-150 yılda birçok büyük, insanlığın geleceğini olumlu yönde etkileyecek teknolojik sıçramalar yaşanırken, şimdi neredeyse her altı ayda bir büyük keşifler yapılıyor. Mesela herkesin çok yakınında olan bilgisayar teknolojisi! Eminim birçoğunuz hatırlayacaktır eski işletim sistemlerini. Şimdi günümüzü bir değerlendirin! Ya da telefon teknolojisi! Daha 20 yıl öncesinde herkesin evinde sabit hat yokken, birden cep telefonları ortaya çıktı ve o kadar hızlı gelişti ki, şimdi her cep telefonu bir bilgisayar konumuna geldi. Ya da uzay teknolojisine bakalım: daha önce uzaya çıkan araçlar bir daha kullanılamıyordu, sonra uzay mekiği teknolojisi çıktı ve aynı araç kullanılarak uzaya gidip gelmeye başladı insan ırkı. Fakat onda da bir sorun vardı! Gidip geliyordu ama maliyeti çok yüksekti. Bir Challenger’ın kalkışı bir dert, inişi başka bir dertti. Şimdi ise daha da ileri gidip dikine kalkıp, tekrar dikine inebilen roketler geliştirildi. Tıp teknolojisi mesela! Daha hassas ölçümler yapabilen ölçüm ve teşhise yardımcı cihazlar, neredeyse nokta atışı yapabilen ilaçlar geliştirildi. İnsan DNA’sına müdahale edebilme imkânı geliştirildi ve birçok hastalık daha ceninken tedavi edilebilir hale geldi. Organ nakli olayı ise başlı başına bir sıçrama. En geç 2018 yılında KAFA nakli yapılması planlanıyor!

Teknolojide önce Mikroçiplerin yerini Nanoçipler aldı. Hatta öyle bir hale geldi ki, insan bedenine yerleştirilen implantlar geliştirildi ve insan sağlığına da zarar vermiyor. 2017 yılı itibariyle ABD ve Avustralya vatandaşlarına chip yerleştirmeyi düşünüyor. Özgürlükler adına ne kadar ne negatif bir gelişme olsa da, teknoloji adına baktığımızda ki konumuz an itibariyle teknolojik gelişmeler, müthiş bir olay. 3D yazıcılarla dokudan otomobil parçasına, silahtan inşaata kadar çok geniş bir yelpazede üretim (basım) yapılabiliyor ki bu teknoloji çok daha hızlı gelişti.

Ya uydu sistemleri! Uydu sistemlerimiz o kadar gelişti ki (sistemlerimiz derken bunu yapabilen ülkelerden bahsedip, biraz bencilce sahipleniyorum) yüzlerce kilometre yukarıdan göz rengini görebiliyor, milyonlarca kilometre mesafeden başka gezegenler hakkında bilgiler toplayabiliyoruz. Çok yeni bir teknoloji ise; çok küçük ama çok daha güçlü uydularla yörüngeyi kaplayarak, daha ucuz ve daha hızlı veri transferi, istihbarat, bilimsel çalışmalar planlanıyor. Bunu da bazı teknoloji devleri belli bazı devletlerle ortaklaşa yapıyor. Mesela; Google, mesela; Facebook!

Bazılarınız şunu diyebilir: bunları yapanlar insan ırkı ve onun zeki ve imkân sağlanmış üyeleri! Kesinlikle katılıyorum bu görüşe. Fakat bir şeyler ya da birileri müdahale etmeseydi, birden bu kadar çok ve hassas gelişme sağlanması, geçmişe baktığımızda, imkânsıza yakın görünüyor. Mesela, internette dolaşan birçok bilgi var. Birçoğunun kesinlikle doğru olduğuna inanıyorum. Ters Mühendislik konusu! İlki Roswell UFO Olayı. Orada ele geçirilen ve 51. Bölgeye götürülen UFO ve orada yapılan ters mühendislik çalışmalarıyla elde edilen teknolojik gelişmeler!

Teknoloji ve tıptaki gelişmelerin yanında bir de farklı bir açı daha var. O da dünyanın uzaydan gelecek tehlikelere karşı korunması. 2013 yılında Rusya’nın Chelyabinsk şehri üzerinde patlayan meteoru mutlaka duymuşsunuzdur. Aşağıda videosu da bulunan bu olayda, bu meteorun havada patlamasının bir müdahale ile olduğu çok net görünüyor.

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=c6asznXeaSY

Yukarıdaki ifadelere ek olarak, aynı zamanda, Galaktik Federasyon olarak tanımlanan ve çok gelişmiş farklı uygarlıkların oluşturduğu bir konseyin, dünya ve üzerindeki canlıları, mineralleri, madenleri koruduğu da bir başka konuşulan konu. Hatta bu federasyonun üst uzayda düşman olan ırklarla bir savaş yaptığı ve bu savaş sonucunda düşman ırkların yenildiği de konuşuluyor ve tartışılıyor. (Bu konuda daha fazla bilgi almak için bu LİNK’i ziyaret edebilirsiniz. Site İngilizce.)

Tüm bunlara inanmak ya da inanmamak, tabii ki, sizlere kalıyor. Sadece bu konu ile ilgili olarak birçok kitap yazılmış. Özellikle Amerika’da yazılan bu kitapların okuyucuları da azımsanmayacak oranda. Şahsen ben, Dünya Dışı Uygarlıkların varlığına ve bizlere yardım ettiklerine %100 inansam da, Galaktik Federasyon gibi olaylara biraz şüpheyle yaklaşıyorum. En azından yukarıda bahsi geçen konular kadar spesifik ve somut kanıtlar olmadığı için. Ama eğer sizlerin elinde bu konuda belge ya da görüntü var ise, memnuniyetle paylaşmanızı isterim.

Peki, Düşman Olan Irklar Ne Yapıyor?

Yukarıda birkaç kelimeyle bahsettiğim düşman ırklar ise, direkt olarak dünyamızı istila etmeye, sömürmeye niyetliler. Hemen aklıma şu sorular geliyor:

1. Peki, bu mümkün mü?

2. Böylesine gelişmiş bir saldırıya karşı kendimizi koruyabilir miyiz?

3. Komplo teorisyenlerinin de çokça dillendirdiği, bazı dünya yönetimleri bu ırklarla anlaşma mı yaptı? Eğer yaptılarsa bu anlaşmanın içeriği nedir?

4. Bu düşman ırklardan biri olarak tanımlanan Drakonlar ya da Reptilyanlar gerçekten dünyamızda ve yer altında mı yaşıyorlar?

Bu sorulara da şöyle cevap verilebilir diye düşünüyorum:

Reptilyanlar

1. Bu elbette mümkün!

2. Böylesine bir saldırıya karşı kendimizi koruyabileceğimiz şüpheli. En azından askeri strateji açısından bakıldığında! Bir savaşta düşmanını tanıman çok önemli: elindeki silah, insan gücü, teknoloji, taktik vs. konulara hâkim olmak, mümkün olduğunca çok istihbarat bilgisi toplamak gerekli ki siz de ona göre hazırlıklarınızı yapabilin. Ama Dünya Dışı Uygarlıklar konusunda, ne yazık ki, bilgimiz çok ama çok sınırlı. Bu durum bile 1-0 yenik başlamamız anlamına geliyor.

3. Bununla ilgili birçok yazı var internette. Grilerin insanları kaçırmasına ve insanlar üzerinde deney yapılmasına izin verildiği ve sonrasında tekrar bırakıldığı hatta bazı diğer canlıların da bu kategoriye dâhil edildiği bilgileri çok yaygın. Reptilyanların da benzeri çalışmalar yaptıkları ve bazı dünya devletleriyle anlaşmalar yaptıkları ve hatta daha da ileri giderek, bazı isimlerin direkt Reptilyan oldukları iddia ediliyor. Bunların sadece komplo teorisi olduğuna inanmak güç. Kanıtın var mı derseniz, ne yazık ki yok! Sadece komplo teorisi olarak adlandırılan, birçoğu doğru olmasına karşın birçoğunun da dezenformasyon olarak belirli yerlerden yayıldığına inanılan bilgilerle bunların %100 doğru olduğunu ya da yanlış olduğunu söyleyemem. Bun antlaşmalarla ilgili olarak ilginç bir site var, lütfen orayı bir ziyaret edin. Birçok bilgi ve belge var. Aynı zamanda Dulce Book (Dulce Kitabı) linkini de ziyaret etmenizi öneririm.

4. Drakonlar ya da Reptilyanlar şuan dünyamızda mı yaşıyorlar sorusu biraz karışık. Bu konudaki en yaygın teori Hollow Earth (İçi Boş ya da Oyuk Dünya şeklinde tercüme edilebilir). Aşağıdaki video oldukça bilgilendirici olabilir. Aynı zamanda link’te verilen bilgilere de bir göz atmanız faydalı olacaktır. Ayrıca Reptilian Interview (Reptilyan Görüşmesi) isimli dosyayı da indirmenizi ve incelemenizi istiyorum. Yakında onu da çevirerek siteye koyacağım.

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=RaPtq8F2hUc

Ellerindeki teknolojiye göre değerlendirirsek, bizleri yok etmeleri çok da zor olmayacak. Holywood sinemalarına bakarsak ise çok kolay! Ellerindeki teknoloji ve beyin gücü nedeniyle bir ara üstün görünseler de, nedense, birden tüm dünya birleşiyor ve biz insanlar, insan ırkı onları yeniyoruz. Tabii ki, bana göre, gerçek hayatta böyle bir şey olması neredeyse imkânsız ve hatta insan doğasına aykırı! Düşman olan bir ırk saldırmak istediğinde, saldırır ve bizleri yok eder. Amaaaaa! Eğer bu Galaktik Federasyon olayı doğruysa ki ben doğru olduğunu düşünüyorum, o zaman biraz zor! Umalım da dost olan ve bir federasyon altında toplanmış bir Uygarlıklar grubu olsun ve düşman, sömürgeci ve yayılmacı politika izleyen düşman Uygarlıkları durdurmaya devam etsin.

Ekleyen ve Özgün Yazı: UFO DünyasıŞeref Kaplan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s