TARİH : OSMANLI DÖNEMİ AKSEKİ YAZITLARI

Mustafa Cansız

Gazeteci, Başbakanlık DAGM Osmanlı Arşivleri Eski Çalışanı, e-posta: yazitlar

ÖZET

Akseki Antalya’nın dağlık bölgesinde yer alan eski bir yerleşim birimi. Yükselti bin metre dolaylarında. Osmanlı döneminde kıyı ve içeriyle, özellikle de İstanbul ve Konya’yla hep ilişkili olmuş. Yörede kıyılara göre daha yoğun bir yaşam varmış. Bunun izlerini, bir bölüğü günümüze kadar gelebilen, çoğu yıkılmış, terk edilmiş eski evlerde görebiliyoruz. Akseki merkezle Sarıhacılar, Çimi, Bademli köylerinde, en eskisi 1799, en yenisi 1909 yılına ait olmak üzere, mezar taşları dışında, Osmanlı döneminden kalma yedi yazıt tespit ettik. Bunlardan üçü cami, ikisi kuyu, biri mezarlık duvarı, biri de han yazıtı. Bilindiği gibi “Yazıt, bir anıyı yaşatmak, gelecek kuşakları uyarmak ya da Tanrı’dan dilekte bulunmak amacıyla taşa, kayaya veya başka bir sert yüzeye kazınarak, oyularak, kabartılarak yazılan, tarihsel değeri olan yazılardır.” Tespit ettiğimiz yazıtların önce fotoğraflarını çektik. Fotoğrafların altına matbu Arap “abece”siyle yazımlarını yaptık. “Basit yazı çevrimi”yle günümüz “abece”sine aktardık. Anlamlandırıp kavramlar üzerine açıklamalarda bulunduk. Manzum olarak yazılanların ölçüsünü bulduk. “Ebcet”le düşürülen tarih dizelerini kabarık harflerle yazıp çözümledik.

1. Akseki Merkez Ulu Cami Giriş Kapısının Üstü

1-Ulu-Cami-Giriş-Kapısının-Üstü.jpg?resize=300%2C96&ssl=1

ماشاالله كان بسمالله الرحمن الرحيم دارالرحمن

كورديلر كيم اولمش بو حالى جامعك

سقف و اركانى حريق و انهدام

ايلمش ديوارلرى ميل ركوع

قالممش طرحنده اثار انام

نيت خيره موفق ايتدي حق

قلديلر تعميرنه صرف اهتمام

كندى مالى خالصين خرج ايليوب

احسن صورتده ورديلر نظام

حمدلله بو عبادتكاه دين

ايتدى تجديد لباس احتتام

ايلسون جمله سعين حق قبول

بولمسون اثار خيرى انعدام

ايدركز بو عالى جامعه بركوزل تاريخ

اشتدم سوى فلكدن بويله بر ارشاد تام

طاهرا طرح ايله وادى تاريخنى

بسمليله داررحمن تاريخ تام

Mâşâᵓallâh kâne Bismi’llâhi’r-rahmani’r-rahîm Dârü’r-rahman

Gördiler kim olmuş bu hâli câmiᶜiŋ

Sakf ü erkânı harîk ü inhidâm

Eylemiş dîvârları meyl-i rükûᶜ

Kalmamış tarhında âsâr-ı enâm

Niyyet-i hayra muvaffak ėtdi hakk

Kıldılar taᶜmîrine sarf ihtimâm

Kendi mâl-ı hâlisin harc eyleyüp

Ahsen-i sûretde verdiler nizâm

Hamdüli’llâh bu ᶜibâdetgâh-ı dîn

Ėtdi tecdîd-i libâs-ı ihtitâm

Eylesün cümle saᶜyın hakk kabûl

Bulmasun âsâr-ı hayrî inᶜidâm

Ayduruŋuzbu ᶜâlî câmi’e bir güzel târîh

İşitdim sûy-ı felekden böyle bir1 irşâd-ı tâm 2

Tâhirâ tarh eyle vâdî târîhni

Besmeleyle dâr-ı rahman târîh tâm

Ölçüsü: Fâ ‘i lâ tün / fâ ‘i lâ tün / fâ ‘i lün (- . – – / – . – – /- . – )

Sondan 3. ve 4. dizeler: Fâ ‘i lâ tün/fâ ‘i lâ tün/fâ ‘i lâ tün/fâ ‘i lün (- . – -/- . – -/- . – -/- . – )

Tanrı’nın dediği olur. Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla. Tanrı evi.

Gördüler ki caminin durumu bu olmuş

Direkleri ve çatısı yanmış yıkılmış

Duvarları rükuya eğilmiş

Kalmamış yapısında insan yapısı (hiçbir şey)

Hayırlı işte başarılı kıldı Tanrı

Onarımına çaba harcadılar

Kendi temiz malını harç edip

Biçimine güzelce düzen verdiler

Tanrı için bu dinsel tapınma yeri

Bitince yeni giysiler giydi

Bütün çabaları Tanrı kabul etsin

Hayır yapıları yok olmasın

Söyleyiniz bu ulu camiye bir güzel tarih

Göğün yedince katından tam bir uyarı işittim

Ey Tahir, tarihini hazırla

Besmeleyle Tanrı evinin tarihi tam (oldu)

2. Akseki Merkez Ulu Cami Giriş Kapısının Sağı

2-Ulu-Cami-Giriş-Kapısının-Sağı.jpg?resize=300%2C262&ssl=1

هوالستّار

بودر اول سلّم فردوس اعلا

اولنور بونده اسم الله اعلا

انى اعمار ايدن مؤمن موحّد

ايدر جنّتده كندى قصرن انشا

حريقده منهدم اولمشدى ناچار

ينه اصحاب خيرات ايتدى احيا

كرم اربابى وار اولدقچه يا رب

مصون قيل بو بلادى ازبلايا

ديدى ادهم چهار يار تاريخ

مثال عرش اعلا اولدى زيبا

Hüve’s-settâr

Budur ol süllem-i firdevs-i aᶜlâ

Olınur bunda ismu’llâh iᶜlâ

Anı iᶜmâr ėden müᵓmin muvahhid

Ėder cennetde kendi kasrın inşâ 3

Harîkde münhedim olmuşdı nâ-çâr

Yine eshâb-ı hayrât ėtdi ihyâ

Kerem erbâbı var oldukça yâ rabb

Masûn kıl bu bilâdı ez-belâyâ

Dėdi Edhem çehâr yâr târîh

Misâl-ı ᶜarş-ı aᶜlâ oldı zîbâ 4

Ölçüsü: Me fâ ‘î lün/me fâ ‘î lün/fe ‘û lün (. – – – / . – – – / . – – )

Tanrı örtendir (günahları),

Budur o yüce Uçmak merdiveni,

Burada ulu Tanrının adı anılır,

Burayı onaran Tanrıyı birleyen inananlar,

Cennette kendi köşklerini yapar,

Yangında yıkılmıştı çaresiz,

Hayır sahipleri ayağa kaldırdı,

İyilikseverler var oldukça ey Tanrım,

Koru bu beldeyi bütün kötülüklerden

Edhem dedi, tarih dört, dost,

Yüce gök gibi güzel oldu.

3. Caminin İçindeki Yazıların Hattatının Adı

3-Caminin-İçinde-Hattatın-Adının-Geçtiği-Bölüm.jpg?resize=300%2C192&ssl=1

Caminin içindeki yazıları Gencekli 5 Muhammet Usta yazmış. Yazısının sonunda usta adını ve memleketini veriyor: Hâzihi ketebe el-hutût Muhammed Vehbî bin Muhammed el-Gencekî (…) [Bu yazıları Gencekli Muhammet oğlu Muhammet Vehbi yazdı.] Sene 1314 [1896-97].

4.Caminin İçindeki Yazıları Yazdıranın Adı

4-Caminin-İç-Yazılarını-Yazdıranın-Adının-Geçtiği-Bölüm.jpg?resize=300%2C136&ssl=1

Bu sûre-i celîle[y]i Esnâf Başı Hâcı Ahmed Ağa yazdırdı [Bu yüce sureyi Esnaf Başı Hacı Ahmet Ağa yazdırdı]. Ketebe Muhammed Vehbî fî Sene 1326Receb [Yazan Muhammet Vehbi Yıl 1908 Temmuz-Ağustos].

Aksekililerce Merkez Cami veya Ulu Cami diye anılıyor. Yazıtta “âlî câmi” diye geçtiğine göre Ulu Cami demek daha uygun. Bir yerin en büyük camisine ya ulu cami ya merkez camisi denir. Kentin tam merkezindeyse daha çok merkez camisi, eski yerleşim yerinde olup da burası şehrin kenarında kalmışsa o zaman ya eski cami ya da ulu cami deniyor. Caminin 400 yıllık olduğu tahmin ediliyor. Caminin iki kez yanıp yeniden yapıldığı biliniyor. Yazıtlar yeniden yapım tarihlerini gösteriyor. Girişteki yazıtların harf karakterleri farklı zamanlarda yapıldığı için birbirine uymuyor. İlk tarihi (1270/1853) düşüren Tâhir, ikinciyi düşüren Edhem (1314/1896). Aralarında 43 yıl var. Cami 43 yıl arayla iki kez yanmış. Kapının üstündeki birinci yazıtın tarih düşüreni Tahir hakkında bilgimiz yok. Giriş kapısının sağındaki yazıtın tarih düşüreni Ethem’in ise o günün Akseki Kadısı Filibeli Edhem Efendi olduğunu, Ali Sünbül bildiriyor (Sünbül, İstanbul, 1989). Kendi mâl-ı hâlisin harc eyleyüp dendiğine göre onarım harcamaları caminin kendi vakıf gelirlerinden yapılmış. İçerdeki yazıların hattatı Gencekli Muhammet Usta. Muhammet Usta, cami içi yazılarını iki farklı zamanda yazmış. Büyük harfli olanları 1896-97 yılında, küçük harfli olanları 1908 yılında yazdığını ilgili bölümlerin sonuna attığı tarihlerden öğreniyoruz. Yörede anlatılan öyküye göre hapis cezası olan ustaya yargıç, cezasını caminin yazılarını yazarak tamamlayacağını söyler… Caminin iç yazıları böyle ortaya çıkar. Mahkûmluk sırasında ilkini mi, yoksa ikincisini mi yazdığını bilemiyoruz. Bu ikinci tarihe göre caminin ikinci yangından sonra yeniden ve son yapım tarihi 1314 [1896-97], bu tarih içerdeki Gencekli Muhammet Usta’nın birinci tarihiyle uyumlu.

5. Sarıhacılar Hatip-zade Hacı Mustafa Kuyusu

5-SARIHACILAR-HATİPZADE-HACI-MUSTAFA-KUYUSU.jpg?resize=300%2C136&ssl=1

مكارمپيشه الحاج مصطفى يعنى خطيب زاده

مصاحب بندكاندندر جناب ظل يزدانه

قويو حفر ايلدى لب تشنكانه حسبتهً لله

كوزل بر منبع آچدى ماء صاف خير و احسانه

بو چاه اولسون هميشه آبدار فيض سبحانى

دعايه باعث اولسون شهريارم همتشانه

ايچوب برصوديدى تاريخنى بر اهل دل مختار

قويودن آب ناب ايچ قيل دعا [سلطان حميد خانه]

سنه ١٣٢٢ كتبه جميل الايوبى

Mükârim-pîşe el-Hâcc Mustafâ yaᶜnî Hatîb-zâde

Musâhib-i bende-gândandır cenâb-ı zıll-ı yezdâna

Kuyu hafr eyledi leb-teşne-gâna hasbeten lillah

Güzel bir menbaᶜ açdı mâᵓ-i sâf hayr ü ihsâna

Bu çâh olsun hemîşe âb-ı dâr-ı feyz-i sübhânî

Duᶜâya bâᶜis olsun şehr-yârim himmet-şâna

İçüp bir su dėdi târîhini bir ehl-i dil-muhtâr 6

Kuyudan âb-ı nâb iç kıl duᶜâ [Sultân Hamîd Hana] 7

Sene 1322 [1904-5] ketebehü Cemîlü’l-Eyyûbî

Ölçüsü: Me fâ ‘î lün / me fâ ‘î lün / me fâ ‘î lün / me fâ ‘î lün (. – – – /. – – – /. – – – /. – – – )

İyiliksever Hacı Mustafa yani Hatip-zade

Yüce Tanrı’nın gölgesinin (padişahın) yanında çalışanlardandır

Kuyu kazdı susamışlara Tanrı için

Güzel bir kaynak açtı, arı su, iyilik ve bağış için

Bu kuyu olsun daima Tanrısal kaynakla bol sulu

Yardımseverliği ile ünlü padişahıma dua edilsin

İçip bir su dedi tarihini seçkin bir gönül adamı

Kuyudan temiz su iç kıl dua [Sultan Hamit Hana]

Sarıhacılar köyünün konumu oldukça ferah. Küçük bir düzlükten yamaca doğru yayılmış. Sedir ve ardıç ağaçları arasında taşlık, kayalık, günümüzde ancak birkaç ailenin yaşadığı küçük bir köy. Önü açık. Evlerin yerleşimi topluca. Evler genelde iki katlı. Altları ahırmış.

Etrafı duvarlarla çevrili. Hepsi bahçeli. “Düğmeli ev” denilen, bildiğimiz Akseki evleri… Bazıları yıkılıp taş yığınına dönmüş. Her ne kadar günümüzde terk edilmişse de bir zamanlar müreffeh bir yaşam varmış köyde. Köyün merkezi bir konumu var. Eskiden içinden Alanya-Konya kervan yolu geçiyormuş. Yolun döşemeleri ve basamakları duruyor yerli yerinde. Son yıllarda, bu döşeme yolun köyle Akseki arası, kaymakamlıkça elden geçirtilmiş. Anlatılanlara göre köyde kervancıların sürekli uğradıkları, ilişkide bulundukları, sabit evler varmış. Ayakta kalmış evlerin alt katındaki dükkanların yeri günümüze kadar gelebilmiş. Nalbant, bakkal, kalaycı, demirci dükkanları… Bozulmuş sandık ve raf kalıntılarına rastlıyoruz, bazı evlerin alt katlarında. Köyün camisi; ahşap, özgün ve tarihi değer taşıyor. Minaresini, 1907 yılında yapılmış. Köyde mezar taşları dışında; kuyu, minare ve mezarlık duvarı olmak üzere Osmanlı döneminden kalma üç eski harfli yazıt var. Sarıhacılar Hatip-zade Hacı Mustafa Kuyusu günümüzde de kullanılıyor. Üstü kapalı, geniş. Üzerinde tulumba var. Basınca su geliyor. Soğuk, dinlenmiş, duru, temiz… Akseki kurak bir yöre… Su ölçülü kullanılmış. Bir damlası bile israf edilmemiş. Kültür de bunu buyuruyor. Geçmişte yörede yaşayanlar bu kültüre uymuş. Kuyuyu; 1904 yılında, sarayda, II. Abdülhamit’in özel işlerinde çalışanlardan Hatip-zade Hacı Mustafa kazdırtmış. Aynı kişinin köyde başka hayır işleri de var: Caminin minaresini ve mezarlık duvarlarını da o yaptırmış. Kuyuya Eyüplü Cemil (Cemîlü’l-Eyyûbî) tarih düşürmüş. İstanbul’da yaşayan Hatip-zade Hacı Mustafa, Eyüplü Cemil’den, açtırdığı kuyu için bir tarih şiiri istemiş olmalı. İstek yerine getirilmiş. Bu yazıtın İstanbul’da kabartılıp buraya getirildiğini (deveyle ya da katırla) söyleyebiliriz. Köydeki hayır işleri yapılırken köylüler, kadın erkek herkes, iş gücü olarak katkıda bulunmuş. Mezarlık duvarı yazıtından bunu anlıyoruz. 2016 yılı Eylül ayında, Sarıhacılar köyüne son uğrayışımızda, kültür yatırımcısı Mustafa Kavasoğlu’nu, köyde aslına uygun biçimde yenilediği evlerin çevre düzenlemelerini yaparken bulduk. Kastamonu’dan ahşap ustaları getirmiş, yöreden taş ustaları bulmuş, üç evi ayağa kaldırmış. Bununla kalmamış, köye bir de etnografya müzesi kurmuş. Elli yıl boyunca biriktirdiği, eski yaşamın nesnelerini sergiliyor. Sarıhacılar köyü, eski gönençli günlerine kavuşmayı umuyor.

6. Sarıhacılar Cami Minaresi

6-Sarıhacılar-Camisi.jpg?resize=300%2C181&ssl=1

خليفهٔ بى مدانى سلطان عبدالحميد خان ثانى افندمز حضرتلرينك

مصاحب حضرت شهرياريلرى و خطيب زاده حاجى مصطفى افندى

مخدومى سعادتلو حاجى مصطفى بك افندى حضرتلرى طرفندن

اشبو منارهٔ شريف بيك اوچ يوز يكرمى بش سنهٔ هجريّه سنده

طلباً لمرضاة الله تعالى تجديداً انشا قلنمشدر فاسّ دره سنه ١٣٢٥

Halîfe-i bî-müdânî Sultân ᶜAbdü’l-hamîd Han-ı Sânî Efendimiz Hazretleriniŋ

Musâhib-i Hazret-i Şehr-yârîleri ve Hatîb-zâde Hâcı Mustafâ Efendi

Mahdûmı saᶜadetlü Hâcı Mustafâ Beğ Efendi Hazretleri tarafından

İşbu minâre-i şerîf biŋ üç yüz yigirmi beş sene-i hicriyyesinde

Taleben li-merzâti’llâhi teᶜâlâ tecdîden inşâ kılınmışdır fâss-ı derruhu Sene 1325 [1907-8]

Baba, oğul aynı adı taşıyor. Baba Hatîb-zâde Hâcı Mustafâ Efendi, oğul Musâhib-i Hazret-i Şehr-yârîleri Hâcı Mustafâ Beğefendi. Köydeki hayır işlerini yaptıran oğul Musahib Hacı Mustafa Beğefendi.

Tek halife sultan II. Abdülhamit Han efendimiz hazretlerinin

Özel hizmetinde çalışan Hatip-zade Hacı Mustafa Efendinin

Oğlu saadetli Hacı Mustafa Beyefendi hazretleri tarafından,

İşbu mübarek minare, Bin Üç Yüz Yirmi Beş hicri yılında,

İstek üzerine, yüce Tanrı’nın rızasıyla yeniden yapılmıştır, hayırlı olsun. Yıl 1907.

7. Köy Mezarlığı Kapısı

7-Sarıhacılar-Mezarlık-Kapısı.jpg?resize=300%2C226&ssl=1

ياهو كچميك بر كره باقك بزه بزه كلن اولوم بر كون كلور

سزه رضاءً لله اوچ اخلاص بر فاتحهٔ شريف اوقويك روحمزه

بورايى خطيب زاده مرحوم حاجى مصطفى افندى مخدومى

مصاحبان حضرت شهرياريدن سعادتلو حاجى مصطفى بك

اعمار ايلدى اللهمّ اغفرله و لوالديه و لاخوانه و لجميع

المؤمنين والمؤمنات بجاه نبيك المصطفى سنهٔ هجريه ١٣٢٥

Yâ hû geçmeyiŋ bir kerre bakıŋ bize bize gelen ölüm bir gün gelür

Size rızâᵓen lillâh üç ihlâs bir fâtiha-ı şerîf okuyuŋ rûhumuza

Burayı Hatîb-zâde merhûm Hâcı Mustafâ Efendi mahdûmı

Musâhibân-ı hazret-i şehr-yârîden saᶜâdetlü Hâcı Mustafâ Beğ

İᶜmâr eyledi Allahümmâğfir lehü ve li-vâlideyye ve li-ihvâne ve li-cemîᶜ

El-müᵓminîn ve’l-müᵓminât bi-câh-ı nebiyyike’l-Mustafâ sene-i hicriyye 1325

Yahu geçmeyin bir kere bakın bize, bize gelen ölüm bir gün gelir

Size, Allah rızası için üç ihlas bir fatiha okuyun ruhumuza,

Burayı rahmetli Hatip-zade Hacı Mustafa Efendinin oğlu

Saadetli Musahip Hacı Mustafa Bey yaptırdı,

Tanrı onu, ana babasını, kardeşlerini ve bütün inananları,

Peygamber Mustafa hürmetine bağışlasın. Hicri yıl 1325 [1907-1908].

8. Çimi Köyü Hacı Bey’in Kuyusu

8-Çimi-Hacı-Bey-Kuyusu.jpg?resize=225%2C300&ssl=1

بسم الله الرحمن الرحيم

صاحب الخيرات مرحوم محمد بك زاده

مصطفى منير بكك اعمار خيريۂ

وطنيہ سى بولنان شو قيودن بر قوپہ

صو ايچن كيمسہ اللہ تعالى ايچون

مرحومك روحنہ بر فاتحہ

تموز سنہ ١٣٢٥

Bismillâhi’r-rahmani’r-rahîm

Sâhibü’l-hayrât merhûm Mehmed Beğ-zâde

Mustafâ Münîr Beğiŋ iᶜmâr-ı hayriyye-i

Vataniyyesi bulunan şu kuyudan bir kûpa

Su içen kimse Allâhu teᶜâlâ içün

Merhûmuŋ rûhuna bir fâtiha

Temmuz Sene 1325

Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

Hayır sahibi rahmetli Mehmet Bey oğlu Mustafa Münir Bey’in

Memleket yararına yaptırdığı şu kuyudan

Bir tas su içen kimse, ulu Tanrı için

Rahmetlinin ruhuna bir fatiha (okusun)

Temmuz-Ağustos Yıl 1909

Akseki yöresinde sarnıçlara kuyu deniyor. Yöre dağlık, suyu tutacak toprak yok, geçirgen. Bu nedenle sarnıç yapma yoluna gidilmiş. Kuyu, Çimi köyünün merkezinde. Mehmet Bey oğlu Mustafa Münir Bey kazdırmış, köyde kısaca Hacı Bey’in Kuyusu diye biliniyor. Altına Rumi tarih atılmış.

9. Bademli Hanı

9-Bademli-Hanı.jpg?resize=300%2C200&ssl=1

صاحب الخيرات قره دره لي

الحاجي حسين

ماه ذى الحجه سنه ١٢١٣

Sâhibü’l-hayrât Kara Dereli

El-Hâcı Hüseyin

Mâh-ı Zî’l-hicce Sene 1213 [Mayıs-Haziran 1799]

Han, Akseki Bademli (Bodamya) köyünün merkezinde, derenin kıyısında. Taş yapı. Üstü ahşapmış. Ön duvarları eski bir kent kalıntısından getirildiği belli olan kesme taşlarla yapılmış. Diğer yanlar yerli taşla, kuru duvar. Çatısı çökmüş. Duvarları eğilmiş. Ahşap malzemeler oraya buraya saçılmış. Yıkıldı yıkılacak. Yazıtından yaptıranın Karadereli Hacı Hüseyin olduğunu öğreniyoruz. Karadere nere? Yöredeki en yakın Karadere günümüzde Gündoğmuş’a bağlı. Eskiden Alanya-Beyşehir kervan yolu oradan geçiyormuş, yazıtta sözü edilen yerin ora olması olası. Hanın yakınında uzayan kavak (çınar) ağaçları yöreye güzellik katıyor. Hemen yakınında eski cami avlusunda “yatır” var, mezarını yenilemişler, çevresine mermer bloklar dikmişler, bu iyi olmamış, yüzlerce yıllık Geven Dedenin fiziksel mekanı değişmemeliydi.

SÖZLÜK

Âb-dâr-ı feyz-i sübhânî: Tanrısal kaynak suyu.

Âb-ı nâb: Temiz su.

Aydurmak: Söylemek.

Bâ’is: Konu.

Bi-: İle, için.

Bi-câh-ı nebiyyik el-Mustafâ: Mustafa Peygamberin hürmetine.

Bî-müdânî: Denksiz.

Cenâb-ı zıll-ı Yezdân: Yüce Tanrının gölgesi, padişah.

Çâh: Kuyu.

Derr: Güzel iş, güzel eser, hayır.

Ehl-i dil: Gönül adamı.

Erkân: Direk, sütun.

Eshâb: Sahipler.

Fâss: Konu, öz, temel, esas, iş.

Fâss-ı derruhu: Hayırlı olsun. Lillahi derruhu: Tanrı ödüllendirsin, Allah kabul etsin.

Feyz: Kaynak, suyun gözü.

Hafr: Kazma, deşme.

Hasbeten lillah: Allah için.

Hayr ü ihsân: İyilik ve güzellik,

Hemîşe: Daima, sürekli, her zaman.

Himmet-şân: Çalışkan, yardımsever.

İhtimâm: Dikkatli çalışma, özenli iş görme.

İ’lâ: Yüceltme.

İn’idâm: Yok olma.

İrşâd: Uyarı, doğru yolu gösterme.

Ketebehü: Yazan.

Li-merzâti’llâhi te’âlâ: Yüce Allahın rızasıyla.

Mâ’-i sâf: Temiz su, arı su.

Mahdûm: Oğul.

Menba’: Kaynak.

Minâre-i şerîf: Mübarek minare,

Muhtâr: Seçkin.

Musâhib: Saraylı, sarayda çalışan, padişahın özel hizmetinde bulunup onunla konuşabilen.

Musâhib-i bende-gân: Padişahın özel işlerinde çalışanlar, saraylılar.

Musâhib-i Hazret-i şehr-yârî: Padişahın özel hizmetinde çalışan.

Mükârim-pîşe: Eli açık, iyiliksever.

Sakf: Tavan, çatı, dam.

Sûy: Cihet, yön, yan, taraf.

Süllem: Merdiven.

Şehr-yâr: Padişah.

Taleben: İstenilmesi üzerine.

Tarh: 1. Kurma, düzenleme, 2. Çıkarma, 3. Süs, bezek.

Tecdîden: Yeniden.

KAYNAKLAR

-Devellioğlu, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi, Ankara, 1998,

-Şemseddin Sami, Kamus-ı Türkî (Haz. Paşa Yavuzarslan), TDK Yay., Ankara, 2010,

-Pakalın, Mehmet Zeki, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, MEB Yay. İst., 1993,

-Sertoğlu, Mithat, Osmanlı Tarih Lügati, Enderun Kitabevi, İstanbul, 1986,

-Saraçoğlu, Hüseyin, Akdeniz Bölgesi, MEB Yay., İstanbul, 1989.

-Sünbül, Ali, Evliya Çelebi Gibi Geze Geze Akseki Kazası ve Köyleri, Yaylacık Matbaası, İstanbul, 1989,

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s