TARİH : Tarih Yalancılarının Vahdettin Atatürk’e 40 bin altın verdi yalanına cevap. Sonuna kadar O kuyunuz

Tarih Yalancılarının Vahdettin Atatürk’e 40 bin altın verdi yalanına cevap. Sonuna kadar Okuyunuz

Yıl 1919… Erzurum… Kongre yapılmış, yol uzun ve zorlu, Sivas’a gidilecek. Mazhar Müfit anlatıyor:

“Paşa, para ile meşgul olmaktan hoşlanmazdı. Alışveriş etmeyi ve her türlü gelir ve giderlemeşgul olmayı bana bırakmış, 800 lirasını da yine bana vermişti. Bunun içindir ki para mevzuunda sıkıntılı vaziyette idik ve cepten yiyorduk. Paşa ‘Hazırlığımız tamamlandı mı? Ağustos’un 29. günü hareket edebiliyor muyuz?’ dedikçe, beynim burgu ile delinircesine zonkluyor, gözlerim ‘Parrrra!’ diye kararıyordu. Paşa’nın azim ve cesaretini kırmamak için ona ‘Ne ile gideceğiz? Para nerede?’ diyemiyordum…”

Sivas….

Kongre yapılmış, çalışmalar devam ediyor…

Mazhar Müfit devam ediyor:

,”Mustafa Kemal, Hüsrev Sami Bey ve bana ‘Birer kahve içeriz de öyle gidersiniz’ diyordu. Bu, ‘Sabahlayacaksınız’ demenin müjdesiydi. Kalktık. Emirber Ali’ye emretti: “Ali, bize birer şekerli kahve yap. Ali ‘Paşam, şeker yok. Sade yapayım mı?’ deyince, Paşa gülerek yüzüme baktı: ‘Canım Mazhar Müfit, niçin şeker aldırmıyorsun?’ dedi. Ben de gülerek ‘Yarın inşallah aldırırım’ dedim ve ilâve ettim: ‘Hele şimdi sade içelim’… Emirber Ali sade kahveleri pişirmek üzere odadan çıktıktan sonra Paşa, mahzun mahzun gözlerini gözlerimde dolaştırarak ‘Farkındayım, yine züğürtledik’ dedi. – Evet Paşam. Hem züğürtledik, hem de mevcut paramız şeker almaya müsait değil. Şeker çok pahalı…”

Sivas’taki görev tamamlanmıştı.

Ankara’ya gidilecekti ama Mustafa Kemal e arkadaşları yine parasız, otomobilleri benzinsiz, lastiksizdi.

Buradaki para sıkıntısı, Mazhar Müfit Kansu’nun kendi adına Osmanlı Bankası’ndan bin lira borç alması ile çözümlendi. Altı teneke benzin ve iki çift iç-dış lastikler Amerikan Okulu Müdiresinden sağlandı. Okul Müdiresi bütün ısrarlara rağmen para kabul etmedi. Bu durum karşısında Mustafa Kemal, Mazhar Bey’e rica ederek, alınan malzemelerin listesini ve ısrarlara rağmen para alınmadığını gösterir bir belge düzenlenerek, imza ettirilmesini istedi. Mustafa Kemal, Mazhar Bey’e bu parayı birlikte ödemelerini şart koştu.

Yoğun hazırlıklar yapıldı, Doktor Refik Bey, ecza sandıklarını toparlarken; Cevat Abbas Bey’de otomobillerle ilgilendi.
Hareket günü gelir çatar. Sabah sekizde yüzbaşı Bedri Bey’le bankaya giden Mazhar Müfit Bey, Bitlis eski valisi imzasıyla bir senet düzenlettirdi. Bedri Bey de ‘tüccardan’ diye kefil oldu. Böylece gidecekleri günün sabahı bin lirayı aldılar. Lise binası önüne geldiklerinde saat dokuza beş on dakika kalmıştı ve tam dokuzda hareket edildi.

Hava çok soğuk, yerler karla kaplı, bir taraftan da kar yağmaktaydı. Otomobiller üzeri açık olduğundan kar içine doluyordu. Saatte ancak yirmi, yirmi beş kilometre hızla yola devam edebiliyorlardı. Yanlarına her zamanki gibi bir yokluk almışlardı. On ekmek, iki okka peynir ve haşlanmış yumurta.
Ankara…

Mazhat Müfit anlatmaya devam ediyor:

“Ekmekçilere bile verecek paramız kalmamıştı. Mustafa Kemal Paşa ile bu ciheti görüşürken, bulduğum çareleri eskisi gibi kabul etmedi ve yarı geceye kadar hep düşündük ise de para tedariki hususunda bir karar ve neticeye varamadık.
Çünkü bankalardan ve müesseselerden ödünç bile olsa para almayı Paşaya bir türlü kabul ettiremedim.

Ne yapacaktık? Benim bir kürküm vardı, Erzurumlu Nafiz Bey’e müracaat ederek sattırılmasını rica ettim. Nafiz Bey, Ocak ayı içindeyiz, ne giyeceksin diye satmamakta ısrar ettiyse de, ne olursa olsun kulağıma giremezdi. Aç mı kalacaktık? Nihayet onu da sattık. Kimsede satılacak bir şey kalmadı.”

Bir hafta sonra…

Müftü Rıfat Börekçi ve şehrin ileri gelenleri heyeti ziyarete geldiler. Gelenleri karşılayan Mazhar Müfit, misafirlere belli etmese de büyük bir sıkıntı içindeydi. Gelenlere verecek kahveleri vardı ancak ya şekerli kahve isterlerse ne olacaktı? Mustafa Kemal Paşa ‘herkes kendi şekerini temin edecek’ talimatını vermişti. Masanın gözüne kendisi için sakladığı iki parça şeker vardı, bu da kime yetecekti? Peki ya sigara vermekte gerekirse ne yapacaktı? Mazhar Müfit, bu düşünceler içinde Müftü Efendiye kahve teklifinde bulundu. Vaziyeti anlayan Müftü Rıfat Efendinin cevabı net oldu: ‘İçmem, Sigarada kullanmam!’ dedi ve devam etti: ‘Biraz sıkıntıda olduğunuzu öğrendik, az da olsa yardımda bulunmak isteriz.’
Gerisini Mazhar Müfit Bey’den dinleyelim:

Muhterem Müftü çıktı, gitti; ben de paranın miktarını derhal Mustafa Kemal Paşa’ya haber vermek üzere odadan çıktım. Paşa’yı odasının kapısı önünde bir haberi beklerken gördüm; bana, ‘Ne kadar?’ Dediler; ‘Bin lira’ dedim. Odasına girdik.

-‘Gördün mü? Akşam ne kadar sıkılmıştık, bu hatıra gelir miydi? Allah bize yardım ediyor’ dedi. Ben de:

-‘Evet, kul sıkılmayınca, Hızır yetişmez’ dedim.

-‘Şimdi Hızır’ı filan bırakalım, masraf ve geliri tanzim et!’ Dediler.

-‘Her şeyden evvel bugün öğle yemeğinde size bir ziyafet çekeceğim, çoktan beridir et gördüğümüz yok. Şimdi emir verip on dirhem pirzola aldıracağım. Ancak yeter, bir de irmik helvası.’ Mustafa Kemal Paşa;

-‘İsrafa başlamayalım’ dedi.

-‘Bir defaya mahsus, yarın yine çorba ve bulgur pilavına geri döneriz, cevabını verdim.’

40000 altın ha, tuuu sizin sıfatınıza

Reklamlar

One thought on “TARİH : Tarih Yalancılarının Vahdettin Atatürk’e 40 bin altın verdi yalanına cevap. Sonuna kadar O kuyunuz

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s